giresun üniversitesi Giresun University kerasus giresun gazete giresungazete giresun gazete giresun gazete net Giresun ışık Giresun Işık Gazete Gazete Işık gazetecilik giresun yerel haberler giresunhaber Giresun haber giresun yerel haberler giresun yerel gazete giresunsondakika giresun sondakika kazaolay sondakika giresun giresun belediyesi çotanak yeşilbeyaz giresunspor fotoğraf fotoğrafçılık piraziz bulancak dereli keşap espiye yağlıdere şebinkarahisar tirebolu alucra espiye bulancak camoluk şebinkarahisar tirebolu alucra espiye bulancak keşap
DOLAR
7,8187
EURO
9,3602
ALTIN
449,83
BIST
1.329
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Giresun
Az Bulutlu
16°C
Giresun
16°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
16°C
Salı Parçalı Bulutlu
15°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
15°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
16°C

Alpcan SAKAL

1995-Doğumlu ve aslen Giresun/Tirebolulu 2002-2014 İlk ve Ortaokulu ile Lise öğrenimini Trabzon/Akçaabat'ta tamamladı 2013-Giresun Işık Gazetesi'nde yazarlığa başladı 2018-Gümüşhane Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünü bitirdi.

YEREL KAHRAMANLAR: TOPAL OSMAN AĞA

14.10.2018
0
A+
A-

Feridunzade Osman, 1883 yılında Giresun’un Hacı Hüseyin Mahallesi’nde dünyaya gelmiştir. Babası Feridunzade Mehmet Efendi, annesi ise Çemşitgillerden Zeynep Hanım’dır. Babası fındık tüccarı, dedesi İsmail Ağa ise deniz ticareti ile uğraşan bir kaptandı. Soyları Oğuz boylarından olan Çepni Türklerine dayanmaktadır. Aile lakabı Feridunzade olduğundan,soyadı kanunu ile Feridunoğlu soyadını almıştır.

Kimi zaman dedesi ile deniz yolculuklarına çıkan Osman, evlilik çağı gelince Panas İsmail Ağa’nın kızı Hatun Hanım ile evlendi. 1910 yılında deniz kenarındaki Yalı Kahve isminde bir kahvehane açıp, buranın işletilmesi görevini arkadaşı Türüdoğlu Tevfik’e verdi. Kayınpederinin yardımı ile kerestecilik işine girdi. Kereste işi sayesinde eline bolca para geçince cömertliğini gösterdi.Düşkün eşe dosta yardım etti, arkadaşlarını yedirip içirdi. Bu nedenden dolayı Osman Ağa olarak anılmaya başlandı. 1912 yılının Ekim ayında Balkan Savaşı’nın başlamasıyla Osmanlı Devleti seferberlik ilan etmiş, bütün Anadolu’da olduğu gibi Giresun’da da askerliği gelen gelmeyen herkes cephede görev almak için askerlik şubesine koşmuştur. Savaşa katılmaya kararlı olan Osman Ağa, askerlik şubesine gidince babasının ve amcasının el ele vererek yatırdığı para ile askerlikten muaf olduğunu öğrendi. Bu duruma hayli öfkelenen Osman Ağa babasının yatırdığı bedeli geri aldıramayınca bu sefer gönüllü olarak askerliğe yazılmıştır.

O günün akşamında son kez evlerine giden askerler, ertesi gün Giresun Limanı’ndan Gülcemal adlı bir gemiyle cepheye gitmek için yola çıkarlar. Osman Ağa ve arkadaşları cepheye geldiklerinde düşman Çatalca sırtlarına dayanmış ve eğer karşı konulamazsa İstanbul’un düşme tehlikesi bile vardı. Osman Ağa ve arkadaşları cepheye geldiklerinde hemen Çorlu’ya sevk edildi. Savaş tüm şiddeti ile devam ederken,Kumburgaz’da Üç Tepeler mevkiinde patlayan bir Bulgar topu Osman Ağa’nın diz kapağından yaralanmasına sebep oldu. Yürüyemez hale gelen Osman Ağa’yı, arkadaşları at arabasına koyup cepheden uzaklaştırdı. İstanbul’a getirilen Osman Ağa, kız kardeşi Zatiye Hanım ve eniştesine teslim edildi. Durumu ağır olan Osman Ağa hemen Şişli Etfal Hastanesine kaldırıldı. Hastanede ona ağabeyi Hasan Efendi refakat etti. Dokuz ay süren hastane yaşantısından sonra Osman Ağa, koltuk değnekleri ile taburcu edildi. Sağ adımını dizini bükmeden kalçadan atmaya başlamıştır. Bu nedenden dolayıda bilen bilmeyen herkes ona Topal Osman Ağa olarak hitap etmeye başladı. Giresun’daki evine dönen Osman Ağa,günlerini Yalı Kahve’de geçirmeye başladı. Ve iyileşene kadar arkadaşları onu kahveye getirip götürdüler. 1913 yılının Kasım ayında Enver Paşa’ya bağlı olarak kurulan Teşkilatı Mahsusa katılmıştır.Dönemin Vakit gazetesine verdiği bir mülakatta Topal Osman bu teşkilata katılışını şöyle anlatmaktadır:

‘Bu arada harb-i umumi zuhur etti.Benim yaralarım henüz kapanmamıştı.Fakat dayanamadım ve teşkilata katıldım.Depnek koltuklarımla topallayarak muhabere ettim.Ric’at zamanında Yemişlik hattına çekildim ve orada tifoya yakalanarak memlekete hasta geldim.’

Balkan Savaşı’nın sonuçlanmasından bir yıl dahi geçmemişti ki; Birinci Dünya Savaşı patlak verdi. Bacağı tam olarak iyileşmeyen Osman Ağa bu durum karşısında Yalı Kahve’deki arkadaşlarıyla kısa bir toplantı yapar ve Savaş Meydanı bizi bekliyor der. Aynı günün akşamı bu kararını babasına bildirir, babası bacağındaki sorunu dile getirip ona izin vermez ama o gitmekte ısrarcı olduğunu babasına bildirdi. Ve hazırlıklara başlar. Hazırlıklarını tamamladıktan sonra ise gönüllü arkadaşları ile deniz yoluyla Trabzon’a giderler. Buradaki Trabzon savcısına tahliyesini sağlattığı birkaç mahkumu da alarak yoluna devam etti. Ertesi gün Batum’a varıp, Çoruh Nehri kıyısında mevzi aldılar. Rus ordusu sayıca ve teçhizat bakımından Türk ordusundan üstündü. Gönüllü birlikler vur kaç takniği ile düşmanı yıpratmaya çalışsalarda başarılı olunamamış ve Erhavi’ye kadar çekilmek zorunda kalan Türk ordusunun bu durumuna hazmedemeyip, düşüncelerini Alay Kumandanı Rıza Bey’e iletir. Rıza Bey’in onayı ile kuvvetli bir hücum yapan gönüllü birlikleri düşmanı ciddi bir derecede zayiat verdirirken, Osman Ağa’nın gönüllülerinden alyısı şehit olmuştur. Osman Ağa’nın şehitler içinde en çok üzüldüğü kişi ise kulağı duymadığı halde onun gönüllü birliğine katılan Giresunlu Salim’di.

Savaş tüm hızıyla devam ederken zaten sakat bacağı iyileşmemiş olan Osman Ağa ağır savaş şartlarında tifoya yakalanır ve memleketi Giresun’a döner. İyileştikten sonra tekrar cepheye dönen Osman Ağa, Tirebolu Harşit çayına kadar ilerleten ve burada duran düşman birliklerine karşın, Giresun’a gidip askerlik çağı gelen gelmeyen yaklaşık 1500 kişilik gönüllü grup toplayarak savaşa devam eden Osman Ağa, Rusya’da olan Bolşevik İhtilalı ile geri çekilen Rus ordusunu takip ederek onlara ağır kayıplar verdirmiştir. 30 Ekim 1918 yılında imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması ile biten Birinci Dünya Savaşı sonunda Giresun’a döner.Burada Dervişoğulları’ndan Zehra Hanım ile evlenir lakin çocukları olmamıştır.

Osman Ağa, Birinci Dünya Savaşı sonunda Giresun’a geldikten sonra bölgedeki Pontusçu Rum çeteleri ile mücadeleye başlamıştır. Ömer Sami Çoşar’ın deyimi ile Karadeniz boylarında Pontus Rum devleti hayaline darbe vuran adam’dı.Yavuz Bülent Bakiler’e göre ise Bütün Karadeniz bugün kü huzurunu ona borçludur. Sadece Karadeniz mi? Hayır.  bütün Türkiye… Çünkü Topal Osman ve arkadaşları olmasaydı yüreğimiz Güneydoğu ihaneti yanında birde Karadeniz kundaklanmasıyla dağlanacaktı.

Nitekim Osman Ağa’nın Rum çeteleri ile karalı mücadelesi karşısında ve Rumların şikayetleri sonucunda İngiliz Yüksek Komiserliği’nin isteği ile İstanbul Hükümeti Mustafa Kemal’i bölgede asayişi sağlamak ve Türk direnişini dağıtmak üzere görevlendirdi ve Samsun’da aslında anlatıldığı gibi bir olayın olmadığını gören, bununla beraber aksi bir durumun söz konusu olduğunu gören Mustafa Kemal milli mücadeleyi bu vesile ile başlatmıştı. Ayrıca Havza’da Topal Osman ile bir görüşme gerçekleştirmiş ve bölge hakkında da bilgi almıştır.

Topal Osman Ağa, Rum çetelerine karşı bu mücadelesine devam etmiş ve İngiliz Yüksek Komiserliği bu şikayetler sonucunda bu defa İstanbul Hükümeti’ne Topal Osman’ı tutuklama kararı çıkartmıştır.Bunun haberini alan Topal Osman bir müddet ortalıktan kaybolmuş lakin bu durumu fırsat bilen Rumlar Giresun’a yasa dışı olarak Rum bayrağı asmışlardır. Bu durumun haberini alan Osman Ağa ve arkadaşları derhal toplanıp, o bayrağı indirmek için yola çıktılar nitekim bunu da başardılar ve bununla beraber o bayrağı ayakları altında ezdiler. Dönemin Işık Gazetesi’ninde kapatılmasıyla Osman Ağa Gedikkaya Gazetesi’ni çıkarıp Milli Mücadele’deki teşkilatlanmayı böylece sağlama yolunu tercih etti.

Milli Mücadele döneminde Mustafa Kemal’in isteği üzerine, Mustafa Kemal’in korumalığını yaptı. Ayrıca Cumhuriyet tarihinin en büyük kürt ayaklanması olan ve sözde kürdistan kurmak isteyen Koçgiri aşiretinin başlattığı Koçgiri İsyanı’nı da Osman Ağa bastırmıştır. Milletvekili Ali Şükrü Bey’in ölümünden sorumlu tutuldu. Bu olayın ardından Ankara’daki Ayrancı Bağları’nda bir bağ evinde kıstırılan Osman Ağa, çatışmaya girip yaralı teslim oldu. Ancak İsmail Hakkı tarafından orada şehit edildi. Atatürk’ün dediği gibi; Cumhuriyet Şehidi oldu...
Mezarı ise bugünkü Giresun Kalesi’indedir.

Yazarın Diğer Yazıları
REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.