giresun üniversitesi Giresun University kerasus giresun gazete giresungazete giresun gazete giresun gazete net Giresun ışık Giresun Işık Gazete Gazete Işık gazetecilik giresun yerel haberler giresunhaber Giresun haber giresun yerel haberler giresun yerel gazete giresunsondakika giresun sondakika kazaolay sondakika giresun giresun belediyesi çotanak yeşilbeyaz giresunspor fotoğraf fotoğrafçılık piraziz bulancak dereli keşap espiye yağlıdere şebinkarahisar tirebolu alucra espiye bulancak camoluk şebinkarahisar tirebolu alucra espiye bulancak keşap
DOLAR
9,5418
EURO
11,0813
ALTIN
550,48
BIST
1.509
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Giresun
Yağışlı
14°C
Giresun
14°C
Yağışlı
Çarşamba Az Bulutlu
17°C
Perşembe Sağanak Yağışlı
16°C
Cuma Sağanak Yağışlı
16°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
18°C

Yaşasın “Büyükannem çevre domuzu”

07.01.2020
0
A+
A-

Memleketteki ortamı, kimin söylediğini hatırlamadığım şu sözler çok güzel açıklıyor: War vor Kurzem alles erlaubt, was nicht verboten war, geht es heute in andere Richtung. Bald wird alles verboten sein, was nicht ausdrücklich erlaubt ist. DÜN, YASAKLANMAYAN HER ŞEY SERBEST Dİ, YAKINDA, AÇIKCA İZİN VERİLMEYEN HER ŞEY YASAK OLACAK.
Hükümetin icraatlarını kabullenmeyenlerin boynuna hemen aşırı sağcı yuları takılıyor! Ailelerin için de bile bölünmeler başladı. Böyle bir ortam da, önce karşımıza seçim sonrası yapılan hükümet kurma çalışmalarında, sırf Merkel’in arzusunu yerine getirmek için, demokrasinin kurallarını ayaklarının altına alan cumhurbaşkanı Steinmeier Noel konuşmasıyla çıkıp; demokrasinin bize ihtiyacı var, memleketimizin her tarafında insanımız, serbestçe, konuşuyor, tartışıyor lâkırdısını kükrüyor!
Bir arkadaşım; eğer bu adam cumhurbaşkanıysa, Fiat 500 (yumruk kadar arabacık) seksen yüz ton taşıyan ağır vasıtadır tanımıyla, kendisiyli aynı fikirde olmalarına rağmen, toplumdan dışlanmaktan, ailelerinden, arkadaşlarından kopmaktan, işlerinden atılmaktan korkan milyonlarca insana tercüman oluyor. Bu yılın ilk dokuz ayında 140 bin mültecinin memlekete geldiğini, bir soru üzerine yetkili makam açıklıyor. Balkan rotası kapalı, Yunanistan’da AB kararı olmadan, kimseyi bırakmıyor. Sadece alman gemileri Libya önlerinde kendilerini denize atanları toplayıp, italya’ya getiriyor. Denizden toplananların sayısı bir kaç bin kişiyi geçmediği biliniyor. Peki bu 140 bin kişi bu memlekete nasıl gelmiş? Resmi cevap yok. İnsanlar taşra gazetelerinden, küçük haber portallarından, insanların uçaklarla gece Almanya’ya getirildiklerini öğreniyor. Her yıl 200 bin mülteci almayı taahhüt etmişlerdi, yerine getiriyorlar. Yâni Almanya’ya her yıl küçük bir şehir nüfusu ekleniyor.
Memleketin nüfusunu değiştirip, zaten üreme eksikliğinden veya azlığından diyelim, gittikçe azalan alman neslini, daha kısa zaman da ortadan kaldırmayı kafalarına koymuşlar. En ufacık bir itirazı olanın yüzüne hemen aşırı sağcı mühürünü vuruyorlar! Konuşmanız esnasın da, millet, kanun, düzen, sosyal haklar kelimelerini kullanmanız, sizi hemen nazi yapıyor! Beyinleri hükümet propaganda makinesi haline getirilen devlet televizyon kanalları, gazeteler ve dergilerle yıkanıp, yağlanan sürüler sessizliklerini bozmuyorlar!
Almanca da „nur dümme Kâlber würden ihre Metzger selber wâhlen“ Sadece akılsız danalar kasaplarını kendileri seçerler olarak türkçemize getireceğimiz güzel bir deyim vardır. Memleketin her tarafında akılsız danaların yaşadığını görmek, insanı üzüyor. Bu insanlar Irak savaşı öncesi Amerika’da yaşanılanları bilmiyorlar mı? Eğer küçük bir taşra gazetesi hariç, bütün televizyon kanalları ve yazılı basın Busch’un, Saddam’ın elinde korkunç silahlar var yalanını desteklemesiy di, ortalık kan gölüne dönmeyecek, milyonlarca insan ölmeyecek di. Beyinlerini propaganda kanallarının hizmetine vermiş olan, oturduğu dalların kesildiğini göremeyen kargalar, (kargalar çok akıllıdır aflarını istiyorum) Amerika’yı nasıl öğrenecekler?
İçişleri bakanına memleketi dolduran mülteci problemini nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz sorusunu bakanın cevabı; aşırı sağcılara karşı tedbirlerimizi arttıracağız oluyor. Gazeteciler birbirlerine bakıyorlar! İşi o kadar çığırından çıkarttılar ki, her şeyin altında aşırı sağcı, nazi aramayı, duydukları her şeyi onların üstüne atmayı alışkanlık edindiler. Bu memlekette yıllardır her tarafı yıkıp yakan, şehirleri savaş alanına çeviren aşırı solcular, doğu almanya’dan miras kalan komunist partisinin devamı sosyalizmciler var. Sosyalistler ile karıştırmayın. GErçi Alman sosyalist demokratlar yıllardır zenginlere vergi getirmekten başka bir şeyle uğraşmıyor olduğundan, işçi partisi özelliğini yitirip, aşırı solcuların kimliğine büründü! Resmen de onları destekliyorlar. Yeşiller de aşırı solcularla aynı görüşü paylaşıyor. Ve maalesef devlet, pardon hükümet de bu anarşistlerin kılına dokunmuyor! Polislere saldırıyorlar, önceki hafta doğunun bir şehrinde 38 yaşındaki polisin kulağını kopardılar, adam ölümden döndü. Basın duymadı bile! Politikacılar polisi suçlayıp, aşırı solcuları savunmağa kalktılar. Bunların başını eriyen sosyal demokratların yeni başkanlarından hanım olanı geliyordu! Polisi yakalım (advent advent polizist brennt) şarkısını dillendiren bir hanımcığı, sıkı durun, bir eyalete demokrasi bakanı yaptılar! Daha düne kadar demokrasinin beşiği diye bilinen Almanya’da, demokrasi bakanlığı icat edildi! Ne diyordu bu memleketin cumhurbaşkanı: Demokratie braucht uns! Demokrasinin bize ihtiyacı var. Polisi yakmak isteyen yeşiller partisinin eyalet milletvekili, demokrasiye bakan! Yuh ki ne yuh!
Alman birinci kanalının Hamburg şubesi geçen yıl, „Fick die Cops, sie sind Bullenschweine“ s.ke.im domuz polisleri isimli bir şarkıyı yayınlamıştı. Amaçları halkı polise düşman etmek, onlara saldırtmak dı. Bu yıl aynı kanalın Köln şubesi başka bir şarkıyla ortaya çıktı. Amaçları dikkatleri memleketin altını üstüne getiren, kimyasını değiştiren, halâ da büyük bir inatla sürdürülen göçmenlerle doldurma aymazlığının üstünden çekmek için ortaya atılan CO2 (karbondioxid) sahtekârlığını akılsız danaların beyinlerine taşımak, hükümete yağcılık yapmak olmalı. Küçücük kız çocuklarından oluşan koronun şarkının sözlerin de, büyük annelerinin yaşamlarının çevreye, hayır çevre değil, yalan CO2 olduğuna göre, havayı kirleterek yaşamış oldukları, büyük annenin torunlarının, önlemlerini alıp, (motorlu araç yok fazla ceryan yok kalorifer yerine kalın kazak yürürken ayakkabının topuğunu sürtmek yok sürtünmede plastik topuktan havaya plastik tozları yükselebilir biliyorsunuz plastik çok zararlı) kilimayı kirletmiyecekleri, benim büyükannem bir çevre domuzu sözleriyle verilmeğe çalışılıyor.
Eğer küçük haber portalları bu çirkinliği vermeseydi, yine her zaman olduğu gibi dikkate alınmıyacaktı. Kendi ailelerinin başına bu pisliği dökenlere sesini çıkarmıyanlardan, hatta çok normal bulanlardan, memleketin ekonomik göçmenlerle doldurulmasına karşı çıkmalarını beklemek, herhalde abesle iştigal etmek olur! O insanların arasın da yaşamak da gün geçtikce lezzetini kaybetmeğe başlıyor. Toplumdaki bu kayıb, çevremizi dolduran insanların gözlerine, yüzlerine yansıyor!
Aralıksız 46 yıldır bu memlekette yaşıyan birisi olarak, şimdiki büyük annelerin yaşamına, onların dillerinden de, kendi büyük annelerinin yaşamına tanığım. Neredeyse bütün erkeğini savaşta kaybetmiş büyükanneler, taş üstünde taşı kalmayan bu memleketin enkazlarını temizlemekle kalmamış…..Burada sizlerle bir anımı paylaşmak istiyorum: Sadece erkeklerden oluşan bir işyerin de çalışıyordum. Kapıcımız Petra isimli bir bayandı. Petra ile gecenin karanlığın da, yalnız başına devriye gezerken karşılaştığım da; Petra allah aşkına başka bir iş bulamadın mı, neden bu erkek işini yapıyorsun soruma Petra’nın verdiği cevabı, aradan yirmi belki de otuz sene geçmiş olmasına rağmen hiç unutmuyorum: Savaştan sonra bu memlekette ki, itfaiye, polis, musluk tamirciliği işlerini kimler yapıyordu, hiç düşündün mü? O an beynimden vurulmuşa döndüm: Kadın yerden göğe kadar haklıy dı! Erkeksiz memleketi kadınlar yaşatmıştı!
CO2 yalanını millete yutturmak adına, kanlarına pislik atmaya soyunacaklarına, azıcık memleketin tarihini okusalar, okuyup beyinlerini yormağa da gerek yok, oturup anne babalarıyla, Oma Opa’larıyla (büyük anne baba) konuşsalar, büyük annelerini domuz yapmak akıllarına gelmezdi. O kelimelerle tanımlanamayacak kadar korkunç olan ve beş yıldan fazla süren savaş sonrası, çok daha uzun senelere uzanan o günleri çocuk yaşlarda görenlerden tanıdıklarım var. Dinlerken bile insanın tüyleri ürperiyor. Savaşta bir yakınını kaybetmeyen kimsenin bir memleket olan Almanya’da o insanlar, albümlerinde ki kendi akrabalarının, anne babalarının resimlerine bakarken bile hüngür hüngür ağlıyorlar, amerikalıların şu an yaşıyor olduğumuz bölgeyi kurtarırlarken, çekmiş olduğu ve bir kaç yıl önce bütün televizyonların gösterdiği renkli videoların tek bir tanesini bile izlememiş, benim 83 yaşındaki Anna teyzem. Hani torunlarının şarkıların da domuz yaptıkları Anna! Var mı bir diyeceği olan?

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.