giresun üniversitesi Giresun University kerasus giresun gazete giresungazete giresun gazete giresun gazete net Giresun ışık Giresun Işık Gazete Gazete Işık gazetecilik giresun yerel haberler giresunhaber Giresun haber giresun yerel haberler giresun yerel gazete giresunsondakika giresun sondakika kazaolay sondakika giresun giresun belediyesi çotanak yeşilbeyaz giresunspor fotoğraf fotoğrafçılık piraziz bulancak dereli keşap espiye yağlıdere şebinkarahisar tirebolu alucra espiye bulancak camoluk şebinkarahisar tirebolu alucra espiye bulancak keşap
DOLAR
9,5418
EURO
11,0813
ALTIN
550,48
BIST
1.509
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Giresun
Yağışlı
14°C
Giresun
14°C
Yağışlı
Çarşamba Az Bulutlu
17°C
Perşembe Sağanak Yağışlı
16°C
Cuma Sağanak Yağışlı
16°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
18°C

Wohlstandsverwahrlosen

08.11.2019
0
A+
A-

Başlık iki kelimeden oluşuyor: Wohlstand=Refah, (S in hali) Verwahrlos: Kirli, bakımsız, dağınık.. (EN çoğul eki)

Memlekete havadan, karadan ve de denizden göçmen taarruzu sürüyor. Son haftalar da Yunanistan’a kapağı atanların sayısında büyük artış gözleniyor. Aynısı İtalya için de geçerli: Akdeniz’den alman hükümetinin gönderdiği gemilerle, planlı şekilde denizden toplanan afrikalıları memleketlerine almak istemeyen hükümet, çeşitli entrikalarla yıktırılıp, yerine tıpkı Almanya gibi herkese kucak açan bir hükümet kurduruldu! İtalya’ya kabul edilenler orada kalmayıp, soluğu dört gözle beklendikleri Almanya’da alıyorlar! İnsan kaçakçılarıyla işbirliği yaptıkları, içişleri bakanı Salvini tarafından ispat edilen gemiler italya’ya harıl harıl insan taşıyorlar. Havadan da, çeşitli ülkelerden, çoğunlukla Afrika’dan, insanlar Almanya’ya getiriliyor. Dikkat çekmemek için bu iş hava trafiğinin az olduğu şehirler de ve gece yapılıyor.

Politika arenasında bir değişiklik yok: Başbakan Afrika kıtasındaki turundan sonra, Hindistan’a yaptığı ziyaret de krallar pardon kraliçeler gibi karşılandı. Merkel bir milyar Avro yardım yapıp, hintlileri bir defa daha Almanya’ya davet etdi. Ama önceki yıllarda olduğu gibi hintililerin Almanya yerine, Amerika ve Kanada’yı tercih edecekleri muhakkak, çünkü oralarda daha çok kazanma ve de rahat yaşama şansları var! Duvar yıkılandan sonra Polonya’lılar önce para kazanmak için Almanya’ya koştular ama diğer memleketler de daha çok kazanabileceklerini keşfedince oralara gittiler. Sadece yabancılar değil, almanlar da daha iyi bir yaşam için dışarıya göç ediyorlar. Bu trend memleketin afrikalı ve araplarla doldurulmasından sonra daha da hızlandı. Buraya nasıl geldik? Cevabın politikaya, otomatikman yaşamımıza yön veren politikacıların kapasitesin de, kimliğin de saklı olduğu inancındayım!

 

709 milletvekili ile, büyüklükte Çin’in arkasından gelen Bundestag isimli meclis üyelerinin bir bölümü, hiç çalışmadan, insanların arasına girip para kazanmadan, onların yaşamını görmeden milletvekili seçilip, kendi toz pembe dünyalarının için de kalmışlar! Tanımadıkları dünya için yapacakları çalışmanın, verecekleri kararların ne kadar sağlıklı olabileceğini tahmin edersiniz. Almanlar bunu; Kreissaal, Hörsaal, Plenarsaal (Doğumhane, Okulhane, Meclishane) olarak tanımlıyor. Bu refahlı yaşamdan gelenlerin çalışmalarına bir göz atalım:

Yeşilliler konuşmaları ve icraatları ile başı çekiyorlar. Yıllardır başrollerde oynayan, seçimleri kaybetmiş olmasına rağmen, gözyaşlarıyla bir yerlere tutunmaya çalışan Claudia Roth parti hakkını kullandırarak, meclis başkan yardımcısı oldu. Yönettiği bütün oturumlar da, ana muhalefet partisi Afd isimli partinin milletvekillerine yapmadığını bırakmadı. Azarlamalar, hakaretler ve meclisin bütün oturumlarına tam kadro gelen bu partinin bütün itirazlarına rağmen, sıkı durun, 709 üyeli meclise, oturumda bulunan 100 milletvekiline oylama yaptırdı! Alman demokrasisinin geldiği yere bakarmısınız? Aynı partinin Cem Özdemir’i; genel seçimlerden sonra meclis de kürsüye çıkıp, ana muhalafet partisinin milletvekillerine, gözlerinden ateşler saçarak, ağzından salyalar akıtarak, parmağını onlara yöneterek, bu memleketi size yedirmem, nazi dölleri naraları atdı. Devlet vatandaşı memleketi halk vatandaşından koruyacak! Haaahhhhhaaaa haaaaaa… Kargalar bile gülüyor. Aynı söylemini halâ sürdürüyor. Türk kökenli memleketi sahiblenmeğe çalışırken, başbakan milli marşı duyunca titremeğe başlıyor, alman bayrağı eline geçince kaldırıp atıyor, her seçim sonrası, memleketime hizmete söz veriyorum yemini etmiş olmasına rağmen! Acaba hangi memleketi….? Avrupa seçimlerin de yıldızları parlayan (sadece Almanya’da) Yeşiller’in, bir erken veya vaktinde yapılacak bir seçim de başbakanlık koltuğuna oturabilecek olan Habeck ve Baerbock’una gelince: Erkek olan Habeck Çin’de ki rejimi daha effektiv (etkin) bulduğunu açıklıyor! Öhö öhü! Çin hangi sistemle yönetiliyor? Madam Baerbock almancası BİP (Brutto İnlands Product) olan, gayri safi yurtiçi üretim hesap sisteminin değiştirilmesi gerektiğini vurguluyor. 2017 rakkamlarına göre Almanya’da 44 469 USD olan miktar, memleketi dolduracakları milyonlarca sosyal hizmetler korsanlarının hesaplanmasıyla çok aşağılara düşecek! Koyunlar uyanabilir! Hanımın bir başka saçmalığı; Fransa’nın kömür santrallerini kapatıyor olması. Onlar yapıyor biz de yapmalıyız havasına getiriyor! Fransa’nın kömürden elde ettiği ceryan oranının sadece yüzde bir olduğu, ceryanının üçte ikisinden bile fazlasını atom santrallerinde ürettiğini, Almanya’nın ihtiyacı olan ceryanın yüzde otuzsekizini kömür santrallerinde elde ettiğini bilmiyor halk. Kolay kolay öğrenmeleri de mümkün gözükmüyor çünkü çok büyük bir bölüm, sadece bu adı geçenlerin tellallığını yapan devlet kanallarını izliyorlar. ARD ve ZDF isimli iki kanala, televizyonu olsun olmasın, her vatandaş ayda 17,26 avro ödüyor. Memleketin her tarafında yerel kanallardan yayın yapan bu stüdyolara kesinlikle, kendi icraatlarının ve konuşmalarının yanlışlığını ortaya çıkaracak, en azından karşı görüşü savunacak hiç kimse davet edilmiyor. Halkın gözünü boyamak için arasıra bir iki kişiye bu fırsat verilse bile, başta moderator ve yoldaşlar, bu insanları konuşturmamak için, ellerinden geleni yapıyorlar. Kopernikus insanların %99,99’u karşısında olmasına rağmen, dünya güneşin etrafında dönüyor’u bırakmadı. Herkes karşıt diye dünya yörüngesini değiştirdi mi? Bu kanallar memleketin her tarafına yayılan pisliğin üstünü örtmeyi, kaç ay, kaç yıl başaracaklar? Bu aptallar Einstein’ın relativaets teorisine karşı çıkan iki yüz akademisyene, iki yüz yıl önce verdiği cevabı bilmiyorlar mı? Ne demişti Einstein; bir kişinin yaptığımın yanlış olduğunu ispat etmesi yeterlidir, niye iki yüz? Yaptıklarının yanlış olduğunu bildikleri, foyalarının ortaya çıkmasını önlemek için, karşı düşünceyi savunanları halkın karşısına çıkarmıyorlar! Bu akşam birinci kanal politika dünyasında olmayan ama yaşamıyla ve icraatıyla başlığımızın içine giren, Libya’dan aldığı taş gibi erkekleri, günlerce Akdeniz’de turlattıktan sonra, bütün itirazlara ve güvenlik tedbirlerine rağmen, kaptanlığını yaptığı gemiyi, italyan polisinin üstüne sürüp, limana zorla giren, 31 yaşındaki Rackete isimli hanımı ekrana çıkarıyor. Hanım Wohlstand bir yaşamdan geliyor; hiç çalışmışlığı yok, okuldan sonra babasının parasıyla bir kayık alıp, alman hükümetinin himayesinde, Akdeniz’den topladıklarını, Almanya’ya gelmelerini sağlamak için, zorla İtalya’ya çıkarmak uğruna savaşmış bir cengaver! İki kanal da ve yandaş yazılı basın da bir kahraman gibi halkın karşısına çıkartılan, çeşitli mükafatlarla taltif edilen bu zavallıcık pardon hanımcık bir kitap yazmış. Bu akşam muhakkak o kitabın tanıtımını yapacaktır, Merkel’in propaganda kanalı! Bakın gemi kaptanlığını bırakıp, yönünü kilimaya çeviren bu hanımcık kitabında ne diyor: Demokrasi sisteminde tekrar başa dönüp, milleti temsil edecekleri, antik Yunanistan’ında olduğu gibi kura yoluyla seçmeliyiz. Vay anam! Serbest piyasa da insanlara faydadan çok zarar getirdiğinden, değiştirilmeli! Nereye gideceğiz, pardon ne getireceğiz? Adres belli mi? Aynı deha, Merkel yardakçılarının, aslında tam buraya uyan almanca bir tanım (arschriecher) var ama yazmak uygun olmaz, bu kartell’in baş oyuncularından birisi olan Spiegel dergisine verdiği bir röportaj da, memleketi afrikalılarla dolduran bu madam, yaşamını Almanya’da sürdürmeyi düşünmediğini, memleketin çok kalabalık olmağa başladığının altını çizmiş!

Carola Rackete hanımın hangi memlekette yaşamını sürdüreceğini bilmiyorum. Bu Wohlstandsverwahrlos’ların, refah dağınıklığı, sarhoşluğu, aymazlığı anlamına gelen bu tanımı azıcık düzeltip, Müll’ü (Çöp) eklemenin çok daha doğru olduğundan yola çıkarak, (wohlstandsmüll) refah dünyası artıklarının, çöplerinin, dünyanın hiç bir yerin de Almanya gibi her şeyi yollarına döken, arzularını gözlerinden okuyan safların ve aptalların yaşadığı bir memleket bulabileceklerini sanmıyorum.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.