$ DOLAR → Alış: 7,57 / Satış: 7,60
€ EURO → Alış: 8,94 / Satış: 8,97

WENN DER MUT KOMMT GEHT DER HASS’AN

Ayhan KASAP
Ayhan KASAP
  • 24.06.2019
  • 257 kez okundu

Yakında AB seçimleri var. Partiler seçim propagandalarına başladılar. Küçücük afişlerini, sokak lâmbalarının ve trafik şiltlerinin böğürlerine yerleştiriyorlar. Halkın partileri olarak adlandırılan, iki partiden, Hıristiyan Birlik alternatifsiz başbakanları Merkel’in çok yanlış icraatları sayesinde alışık olduğu oy potansiyelini yarıya indirdi, Sosyal Demokratlar Merkel’e yağdanlık olmayı ajandasının başına oturtarak, sadece büyüklüğünü kaybetmekle kalmayıp, sıradan bir kasaba partisi seviyesine düştü.

Önümüzdeki AB seçimlerin de bu partilerin büyük oy kayıblarını sürdüreceklerine muhakkak gözüyle bakılıyor. Avrupanın tek kurtarıcısı, (kendi sözleri) başbakan Merkel, partisinin seçim öncesi yapacağı propagandalara katılmama kararı aldı. Nereden nereye değil mi? Sonuçlar ne olursa olsun, topal ördek Merkel’in, hayır bir profesörün Zeit Online’a verdiği röportajda ki tanımıyla, politik ölü Merkel’in, çok arzu ediyor olmasına rağmen, 2021’e kadar başbakan kalamayıcağına kesin gözüyle bakılıyor. Artık bu bir erken seçimle mi olur veya Merkel’in parti başkanlığına getirdiği piyonu Karrenbauer hanımın başbakanlığın da Yeşiller partisi ile kurulacak bir hükümet mi olur, bilinmez. Erken seçime gidilirse, iki partinin erozyonu devam eder, Merkel’in sorumsuz, kanun tanımıyan politikaları sayesinde, roket gibi fırlayan Afd isimli, mecliste dışlanan, kimsenin ortaklık kurmak istemediği sağcı partinin oy oranı artar. Yeşiller ile kurulacak bir hüküme de, bütün dünyayı almanya’ya doldurmak isteyen, motorlu araçları yasaklayıp, elektrikli ulaşıma geçmek isteyen yeşil kafayla, memekete hayır getirmez! 2015’den bugüne memlekete dolan sayılarının en az 3 milyon olduğu belirtilen o büyük kitlenin maliyeti, üç rakamlı milyarlarla ifade edilirken, alman halkı avrupadaki en yüksek, (dünyada ikinci) ceryan ücretini öderken, sen çıkıp motorlu taşıtları elektriğe geçirmekten dem vuracaksın. Adamı tımarhaneye bile almazlar! Bugünler de kilima vergisini dillendiriyorlar; nefes aldığımız havanın vergisini vereceğiz! Sarımsak yiyenler hapı yuttu, vergi oranı yüksek olur! Haaaahhhh haaaaa haaaaa.

Merkel hanım 2011 yılında 20 bin kişinin hayatını kaybettiği tsunami felaketin de kılını kıpırdatmamış, tek kişinin hayatını kaybetmediği japonya atom santrali kazasının ardından, memleketteki modern atom santrallerini kapatma kararı almıştı. Kömür santralleri de kapatılacak. Atom enerji santrallerinin bu karardan doğan, üretim kaybını ve santralleri sökme ücretini, (çift rakamlı milyarlar) devlet ödeyecek. Beş on sene sonra memleket ceryansız kaldığın da, devlet atom santrallerine yine milyarlar ödeyerek, tekrar üretime geçmelerini isteyecek! Kiralar devamlı yükseliyor, devlet vatandaşın ihtiyacını karşılayabilecek mesken yapımını teşvik etmiyor, aynısı firmalar için de geçerli; kısıtlamalar, vergiler ve uzun süren müsaade almalar, insanları yıldırıyor, bıktırıyor. Siyasiler işin kolayına kaçıp, vatandaşların evlerini, arsalarını kamulaştırmaya soyunuyorlar. Sosyal demokratların gençlik kolları başkanı, bir adım daha ileri giderek, büyük firmaların kamulaştırılarak, halka dağıtılmasını istiyor. İsim de veriyor; BMW, MERCEDES v.s. Sosyalizme hoşgeldiniz. Küba, Kuzey Kore ve Venezuela’da staja gönderelim! Geçen yıl devletten maddi destek alan çevreci bir alman örgütü, başta avrupa olmak üzere dünyanın her tarafında, severek kullanılan, alman diesel arabalarına yasak kararı çıkartıyor! Nisan da iki hafta güneşli olunca tekrar dünya yanıyor diye bağırmağa başlıyorlar ama mayıs da kar yağınca, gıklarını çıkartmıyorlar!

Almanya memleketim, ben almanım veya almanya’yı seviyorum ifadesinin ırkçılık olarak algılandığı bir memlekette, avrupa seçimleri öncesi Merkel’in partisinin, unsere heimat, unsere zukunft (vatanımız, geleceğimiz) afişleriyle vatandaşların karşısına çıkması, pek inandırıcı gelmiyor! Afişler de sosyal demokratlar çözüm avrupa diyor, sol parti herkese aynı maddiyat vaadi veriyor, söylemlerin de ve programların da hiç almanya olmayan yeşiller, afrika, yakın ve orta doğu halkını almanya’ya davet ediyor. Yeşiller bu güzel! arzularını, „WENN DER MUT KOMMT GEHT DER HASS“ (cesaret gelirse nefret gider) ifadesini taşıyan bir afişe taşımışlar. Halk memleketin her tarafını dolduran, başta Lübnanlılar olmak üzere, arap aile klanları, afrikalı hırsızlık ve saldırganlık çetelerine, rahat ve serbest yaşamının ayaklar altında çiğnenmesine, geleceğinin her geçen gün daha çok tehlikeye girdiğinin gözler önüne serilmesine, tedbir alınmamasını bir tarafa bırakın, düzenlerine tamamen yabancı, onu yıkmayı, öldürmeyi, ortadan kaldırmayı kendilerine misyon edinmiş insanlara, düşünülebilecek bütün imkanların tanınmasına, ayaklarının altına halı serilmesine isyan içindeyken, akıllarla alay eden, bu insanların içinde yaşıyor olmadığını gösteren bir afişle onların karşısına çıkıyorsun.

Hiddetinden soluğunu burnundan alan sokaktaki vatandaş, afişdeki slogana iki harf ekleyerek, eğer bu gidişe dur denilmez ise, memleketi bekleyen çok büyük bir tehlikeyi dillendirmiş. Nasıl mı; „WENN DER MUT KOMMT GEHT DER HASSAN! Eğer cesaret gelirse, hasan gider! Almanlar halâ savaşın ezikliği altındalar. Okullar da öyle eğitim görmüşler, siz suçlusunuz, Hitler’siniz, Nazisiniz v.s. Sesinizi çıkartmadan oturun oturduğunuz yer de! Bunun insan hakları veya korkuyla felan yakın ilgisi yok. Sabır sonsuz değildir, bir gün bu halk sabrını bitirip, cesaretlenir de sokağa çıkarsa, o zaman yeşiller partisinin bu sloganı hayat bulur; Hassan’lar, Mohammad’lar, Abdul’lar giderler. Almanlar’ın tarihi, sokağa indiklerin de, her tarafı yıkıp yakmadan, geri dönmediklerinin örnekleriyle doludur. Afişlerine almanya yerine avrupa, önceliğimiz afrikalı veya arap yerleştiren partilere duyurulur!

Irkçı olarak tanımlanan Afd isimli partinin afişlerin de, yollarımızı, köprülerimizi, okullarımızı tamir edelim, çocuklarımıza daha iyi, çağa uygun eğitim olanakları sağlıyalım yönünde sloganlar görüyoruz. Bunun neresi ırkçılık, anlamak da güçlük çekiyorum. Okuldan söz edince aklıma geldi, eğitim konusunda önceki hafta Fransa’nın bir kasabasında yaşanılanı, sizlerle paylaşmak istiyorum: Halk 11 sınıflı ilkokullarında ki, sınıflardan birisinin, öğrenci sayısı 266’dan 261’e düşüp kapatılacağını öğrenince, okula 15 tane koyun getirip, kaydını yaptırmışlar! Bir tane de keçileri varmış! Tabi ki sembolik olarak!

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ