$ DOLAR → Alış: 6,84 / Satış: 6,87
€ EURO → Alış: 7,72 / Satış: 7,75

TRT’NİN DENSİZLİĞİNE CEVAP!

Seyfullah ÇİÇEK
Seyfullah ÇİÇEK
  • 26.03.2019
  • 816 kez okundu

TRT’nin bir yarışma programında, Kurtuluş Savaşımız’ın efsane kahramanı, Atatürk’ün Muhafız Birliği Komutanı ve Fedaisi Topal Osman Ağa’mızı,  Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey’in katili olarak lanse etmesini şiddetle kınıyorum.

Maalesef, İngiliz Casusu İskilipli Atıf Hoca ve Şeyh Rıza gibi ayakların baş,  kurtuluş Savaşı’nın muzaffer Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve Topal Osman Ağa gibi başların da, ayak olduğu vahim bir dönemde yaşıyoruz.

Konuya ilişkin yazdığım yazılar uzak köye yol olur.

Bize susmak yakışmaz, yine yazacağım.

İki kere ikinin dört ettiği kadar eminim ki, Ali Şükrü Bey’i, Osman Ağa öldürmemiştir.

Perde arkasında bu cinayeti işleyenlerin asıl amacı,  Osman Ağa üzerinden Atatürk’ü suçlamaktır.

Kurtuluş Savaşı kazanılmış, 9 Eylül 1922 tarihinde düşman denize dökülmüş, yeni kurulacak olan devletin doğum sancıları başlamıştı.

O zamanlar adına 2.Grup denilen Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey’in liderliğindeki muhalefetin amacı, Türk Milleti’nin kanıyla, canıyla kurtarmış olduğu vatanı, devleti yeniden Vahdettin hainine teslim etmekti.

Atatürk ve Fedaisi Osman Ağa, onların bu oyununu bozunca, şeytanın bile aklına gelmeyecek ustaca bir kumpasla, liderleri poziyonunda olan kendi adamları Ali Şükrü Bey’i ortadan kaldırarak, suçu Osman Ağa’nın üzerine atmışlar, azmettirici olarak da Atatürk’ü suçlamışlardır.

Kumpasçılar, hedeflerini gerçekleştirebilmek için, Atatürk her nereye giderse gitsin, yanında mutlaka Giresunlu fedaileri bulunduran Osman Ağa’nın hep gölgesinde kalmanın ezikliği içindeki düzenli ordunun erlerinden kurulu Muhafız Birliği’nin komutanı Üstteğmen İsmail Hakkı Bey (Tekçe)’i kullanmışlardır.

1921 yılında Trabzon’da, Osman Ağa’nın abazıpkalı adamlarını yanına alarak Trabzon Kayıkçılar Kahyası Yahya Kahya’yı nasıl ortadan kaldırdıysa (ki, 1977 yılında bu olayı itiraf edene kadar, bu suç da Osman Ağa’nın yakasına yapıştırılmıştı), Ali Şükrü Bey’i de Osman Ağa’nın abazıpkalı adamlarını kullanarak cinayeti işlemiş, suçu da Osman Ağa’nın üzerine yıkmıştır.

Ali Şükrü Bey’in katili olduğuna dair verilmiş bir mahkeme kararı olmadığından, Osman Ağa bugüne kadar hukuk diliyle “zanlı” olarak kalmıştır.

Nitekim TBMM Başkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa, Ali Şükrü Bey’in cenazesinin Trabzon’a götürülmesine ilişkin Bakanlar Kurulu’na gönderdiği 5 Nisan 1923 tarihli yazısına şu ifadelerle giriş yapmaktadır:
“Heyet-i Vekile Riyaseti Celilesine,
Osman Ağa tarafından katledildiği ZANNEDİLEN Trabzon Mebusu Ali Şükrü Efendi’nin yarın trenle İstanbul’a ve oradan Trabzon’a nakli için…”
“Katledildiği zannedilen” ifadesine dikkat buyurun. Bu ifadeye göre Osman Ağa, “katleden” değil, sadece “zanlı”dır. Suçluluğu mahkeme kararıyla kesinlik kazanmayanlara da hukuk dilinde “zanlı” (sanık) denir.

Osman Ağa’nın, Ali Şükrü Bey’in katili olmadığının bir başka delili de, Şükrü Bey’in oğlu Nuha Doruker ile Osman Ağa’nın oğlu Feridunoğlu İsmail Bey’in buluşmasında anlatılanlardır.

Görelim bakalım, bu bulaşmada neler olmuş:

Tarih, 23 Ekim 1959.

Nuha Doruker anlatıyor:

“Giresun’a geldim. İsmail Feridun Beyi (Osman Ağa’nın oğlu) arayıp buldum. Benim Ali Şükrü Bey’in oğlu olduğumu duyanlar bu vaziyete hayret ettiler. Halbuki bunda hayret edilecek bir cihet yoktur. Çünkü babamı Osman Ağanın öldürmediğini ben çok iyi biliyorum. Hatta bu iki aile arasında öteden beri hiç husumet yoktur. Babalarımız İstiklal mücadelesinde bir kardeş gibi biri Meclis’te biri cephede canla başla çalışarak üzerlerine düşen vatani vazifelerini yaptılar. Babamın öldürülmesinden sonra, gerek gazetelerin, gerekse kitap şeklindeki neşriyatların hepsi hakikatten uzaktır. Babamı Osman Ağa öldürmedi, babama ait not defterlerinden ve şifreli mektuplardan biz işin aslına vakıfız” dediğini aktardı. (Daha ayrıntılı bilgi (48 sayfa) için bkz. “Mustafa Kemal’in Muhafızı TOPAL OSMAN, Ümit Doğan)

Kim ne derse desin, Topal Osman Ağa silahıyla, Ali Şükrü Bey de milletin vekili sıfatıyla Kurtuluş Savaşımız’ın kazanılmasında kanıyla, canıyla mücadele etmiş iki kahramandır.

Her ikisine de Allah’dan rahmet diliyor, sözü, Osman Ağa’yla ilgili görüşlerini belirten şahsiyetlere bırakıyorum:

Gazi Mustafa Kemal Atatürk:
“…Topal Osman değil, Cumhuriyetin banisi (kurucusu) Osman Ağa!” (Erden Menteşeoğlu, Yakın Tarihimizde Osman Ağa ve Giresunlular, s.202 )

“…Çarşı içersinde bir yere Osman Ağa’nın altından bir heykeli yapılsa azdır!” (M.Şakir Sarıbayraktaroğlu, Osman Ağa ve Giresun Uşakları Konuşuyor, a.g.e. S.94)

Osman Ağa’nın küçük oğlu Mustafa Bey’e:
“…Baban siyaset kurbanı gitti yavrum!” (a.g.e. S.5)

***
Celal Bayar (Eski Cumhurbaşkanı):
(Kürt isyanlarını anlattığı bölümden)
“…Koçkiri bence hepsinden mühimdir. Yunalılar’a karşı durmak için nasıl tedbir
alıyor isek, orada da aynı surette teşkilat yaptık. Esasen Yunanlılar’a karşı durmak için kuvvetimiz kafi değildi. Bunlar da ayrıca çıktı başımıza… Koçkiri’de bir ordu merkezi yapıldı. Onun kumandanlığına size önce bahsettiğim Nurettin Paşa’yı kumandan tayin ettiler. O başardı o işi. Sonra Giresun’dan 1200 kişi ile gelen Topal Osman –çok yakın dostumdur- ın büyük gayretleri oldu. O 1200 kişinin 1000 kişisi sonra orduya, Yunanlılar’a karşı verilmiştir. 200 kişisi de Atatürk’ün Muhafızı olarak Çankaya’da muhafaza edilmiştir.” (Kurtul Altuğ, “Celal Bayar Anlatıyor: Kritik Olayların perde Arkası” Tercüman Gazetesi, 10 Eylül 1986)
***
Kazım Karabekir (Kurtuluş Savaşı’nda Şark Ordusu Komutanı):
“…Celalettin Arif Bey (Erzurum Mebusu ve TBMM II.Başkanı) ve taraftarı kırk imzalı
sahte bir telgraf ile Mustafa Kemal Paşa’yı tehdit etmişler. Ben müdahale ettim. Mustafa Kemal Paşa, Kazım Dirik’e; ‘bu kırk kişinin ellerini bağla ve Ankara’ya sevk et’ demiş. Benim müdahalem ile mesele aydınlandı. Mustafa Kemal’in durumu çok zayıflamıştı. Kendisine destek olacak bir kuvvet, Topal Osman’ı ve kuvvetlerini gönderdim.” (Kazım Karabekir, İstiklal Harbimiz)
***

İsmet İnönü (Kurtuluş Savaşı’nda Batı Cephesi Komutanı, Genelkurmay Başkanı, Eski Cumhurbaşkanı ve Başbakan):
“Karadenizli milli kuvvetlerin başında ‘Osman Ağa’ isminde bir kumandan bulunuyordu. Bunlar Karadeniz’den, Giresun’dan gelmişlerdi. Bir askeri kuvvet olarak hemen bütün muharebelere sevk olundular. Muharebelere iştirak ettiler, kahramanca cansiperane çalıştılar. Muharebelerden sonra çok itibarlı ve çok fedakar bir milis kuvveti olarak Atatürk’ün muhafızı durumunda bulunuyorlardı.” ( İsmet İnönü’nün Hatıraları, s.611)
***
Tunalı Hilmi (I.Meclis Bolu Milletvekili ünlü hatip):
“Giresun’un gösterdiği fedakarlık, cür’et, kahramanlık ve cesaret kalbimi sevinçle
doldurdu!” (Sabahattin Özel, Milli Mücadele’de Trabzon, Ankara, 1991, s.418)
***
Dr.Abidin Bey (I.Meclis’te Rize Milletvekili):
“Giresun’un gösterdiği fedakarlık, Osmanlı ve İslam tarihinde altın kalemle yazılacak
şeylerdir..” ((Sabahattin Özel, Milli Mücadele’de Trabzon, TTK Yayın.,1991)
***
Miralay Hacı Hamdi Bey (37. Fırka Komutanı):
Daha önceden Osman Ağa’nın adını duyan Mustafa Kemal Paşa, yaptığı bir
görüşmede, Harşıt Müdafaası’nda bulunan 37.Fırka Komutanı Miralay Hacı Hamdi Bey’e, “Nasıl bir insandır? diye sorar. O da:
“Son derece güvenilir, Timurlenk gibi bir cengaverdir.” cevabını verir. (Erden Menteşeoğlu, a.g.e., s.24)
***

“Anadolu Hediyesi” adlı cönk şeklindeki süreli yayın:
“Kahraman Osman Ağa’nın Taltifi.
Bir bacağını vatan yolunda kaybetmiş olmasına rağmen, maiyetindeki Karadenizli
dilaverlerle (yiğitlerle, delikanlılarla) meydan-ı gazaya şitab eden (meydan savaşına atılan) Giresun’lu Osman Ağa’ya İstiklal Madalyası verildi.
Büyük Millet Meclisi tarafından, muzaffer ordumuzun kahramanları arasında en
ziyade fedakarlık ve besaletleri (yiğitlikleri) meşhud olan (görülen) ve kahramanlık ünvanına bihakkın (gerçekten) kesb-i istihkak eylemiş bulunan (hak etmiş olan) erkan-ı ümera (binbaşıdan yukarı olan subaylar) ve zabitanımıza (subaylarımıza) takdirnameler ve istiklal madalyaları verildiğini ve Millet Meclisi’nin arslanlarımızı tebcilen (yücelten) taltif (ödüllendirme) kararını ve ittifak-ı ara ile (oybirliği ile) kabul ve tasdik eylediklerini haber almıştır. İstiklal Madalyası ile taltif edilen (ödüllendirilen) fedakaran meyanında kendisine binbaşı rütbesi verilmiş olan, Giresun havalisi kahramanlarından müteşekkil kıt’anın kumandanı Osman Ağa da mevcuttur.
Osman Ağa, kıt’asıyla Ankara’dan geçerken, Millet Meclisi’nden bu dilaverleri
istikbale (karşılamaya) çıkan meb’uslara hitaben ‘Ben bu millet uğrunda bacağımı zayi ettim. Düşmanı denize dökünceye kadar icabederse sedye ile muharebe edeceğim.’ demişti. Karadeniz sahillerinin kahramanı Sakarya Muharebatında bu sözünü tutmuş ve mazhar-ı taltif (ödüle layık) olacak surette şecaat (yiğitlik) ve besalet (yararlılık) göstermiştir.” (Ali Şükrü Bey, Kadir Mısıroğlu, s.225-226)
***

Genel Kurmay Başkanlığı:
“Sayın: Seyfullah ÇİÇEK,
(…)
Görülüyor ki, Sakarya Meydan Muharebesi’nin kazanılmasında Milis Binbaşısı
Osman Ağa’nın kahraman gönüllü 47. Giresun Alayı’nın da diğer muvazzaf alaylar gibi çok büyük kahramanlık göstererek katkısı olduğu muhakkaktır.”
(Gn. Kur. Bşk.lığı ATASE Bşk.lığı’nın 26.11.1992 gün ve 92356-92/1. As. T. Krl. yazısı).
***

Falih Rıfkı Atay (Gazeteci-Yazar):
“…Bir zamanlar Topal Osman Karadeniz kıyılarının ‘Destan Kahramanı’ idi.(…)
Halifenin fetvalarına göre Topal Osmanlar, Demirci Efeler, Çerkez Ethemler asi, Aznavurlar kahraman, Anadolu hocalarının fetvalarına göre de Mustafa Kemal ve TBMM’ne karşı koyanlar asi, onları vuranlar ‘Kahraman’dı. (…)
Filhakika, Topal Osman’ın hem yaptığı zulümler anlatılır, hem de onu bir kahraman gibi öven halk türküleri söylenirdi.” (Çankaya, F.Rıfkı Atay, s.262)
***

Emrullah Nutku (Yazar):
“Bütün hayatı ateş ve barut kokuları arasında geçen Osman Ağa’nın İstiklal
Harbi’nde çok hizmetleri vardır.” (Yakın Tarihimiz, c.4, sayı:42)
***

Mahir İz (I.Meclis’te Zabıt Katibi):
“…Topal Osman, herkesin baş üstünde taşıdığı ‘Milli’ bir kahramandı” (Yılların İzi, Mahir İz, s.92)
***

Dr.Rıza Nur (I.Meclis’te Sağlık Bakanı):
“Zavallı Ağa şu vatana üç, dört yıldır bence büyük hizmetler etmiş, kellesi koltuğunda çalışmıştır. (…)Hem pek Türkçü, vatanperver, gayretli ve Müslüman idi.” (a.g.e., c.3, s.1181)
“…O yeni bir ‘Köroğlu’dur. ‘Milli bir kahraman’ dır. ‘Halk Kahramanı’dır”. ( Hayat
ve Hatıratım, Dr.Rıza Nur, c.3, s.793)
***

H.İzzettin Dinamo (Gazeteci-Tarihi Roman Yazarı):
“…Mangal Yürekli Adam” (Kutsal İsyan, c.2, s.113 “Mangal Yürekli Adamın
Hikayesi”)
“Batum’a ilk kez Topal Osman girdi. ‘Fatih’liklerin armut gibi kolayca devşirildiği
bu savaş döneminde Topal Osman’ın Batum Fatihi olması gerekirken, bunu Yakup Cemil sahiplenmişti.” (s.124)
“Pontosçuların azraili Topal Osman” (c.5, s.504)
***
Murat Sertoğlu (Gazeteci-Tarihi Roman Yazarı):
“…Senin yüreğinde muhakkak ki Karadeniz’in engin ufukları kadar büyük bir cesaret vardı. Hiçbir aslanın yüreğinde cesaretin bu kadar büyüğü yer almamıştır. Sen memleketin en kara günlerinde mütevazı varlığınla bir yıldız gibi parladın. Hiçbir fırtınanın bulutları senin parlaklığını gideremezdi. En ümitsiz günlerde bile birgün bu vatanın mutlak surette kurtulacağından ve düşmanlardan temizleneceğinden şüphe etmedin.
Topal Osman ve vatan hainliği… Acaba yeryüzünde birbirine uymayacak, bundan daha aykırı iki kelime iki tabir bulunabilir mi? ‘Atatürk’ün, bu milletin muhteşem fedaisi’. İşte hepsi o kadar.” ( Tercüman Gazetesi, 3 Mart 1964)
“Kurtuluş Savaşı’nın başlamasından önce Karadeniz kıyılarını Rum çetelerinden
temizleyen Giresun’un cesur ve vatansever milis komutanı Osman Ağa” ( Yıllarboyu Tarih, Ocak 1979, sayı:1, s.36)
***

Ömer Sami Coşar (Gazeteci-Yazar):
“…Sakarya Kahramanı”
“Karadeniz boylarında Pontus Rum Devleti hayallerine darbe vuran adam”
( Atatürk’ün Muhafızı Topal Osman)
***

Prof.Dr.Faruk Sümer:
“Gerçek bir kahraman ve vatansever bir Türk olan merhum Osman Ağa…” (Tirebolu
Tarihi, Prof.Dr.Faruk Sümer, s.139)
***

Ergun Hiçyılmaz (Gazeteci-Yazar):
“…Karadenizliler Milli Mücadelenin en önemli insanlarıdır. Onlar olmasaydı, Anadolu’yu birleştiremezdik. Topal Osman ve Giresun Uşakları özellikle bunlar çok büyük rol oynamışlardır.
Bugün ayaklarımızın üzerinde durabiliyorsak, bunu ayaklarından asılanlara borçluyuz.” (Ergun Hiçyılmaz’la yapılan söyleşiden, Giresun Dergisi, sayı:74 ve Giresun Dergisi’nin Dedeman Oteli’ndeki ödül töreninde söylediklerinden…)
***

Yavuz Bülent Bakiler (Gazeteci-Şair-Yazar):
“…Bütün Karadeniz bugünkü huzurunu önce O’na borçludur! Sadece Karadeniz mi? Hayır! Bütün Türkiye! Çünkü Topal Osman ve yiğit arkadaşları olmasaydı, yüreğimiz, Güneydoğu ihaneti yanında bir de Karadeniz kundaklamasıyla dağlanacaktı.” ( Türkiye Gazetesi, 26.08.1995)
***
Suat Yalaz (Çizgi roman üstadı-Yazar):
“…Cumhuriyetimizin temel taşlarına kanlarını karıştıran Topal Osman Ağa gibi bir kahramanın torunları olmakla övünmekte çok haklısınız. Sizlere gıpta ediyorum. Eminim Vatan tehlikeye düştüğünde, bugün bile Giresun’dan daha nice Topal Osmanlar çıkacak ve ilk saflarda yerlerini alacaklardır.” (Suat Yalaz’la yapılan söyleşiden, Giresun Dergisi Sayı:71)
***

Altemur Kılıç (Gazeteci-Yazar):
“…Topal Osman gerçek bir Anadolu yiğidi, gerçek bir kahramandır. Giresun’da ve civarında nesillerden nesillere geçecek bir efsanedir…” (Ortadoğu Gazetesi)
***
Emin Çölaşan (Gazeteci-Yazar):
“…Bilirsiniz, Pontus olayına karşı ilk savaşı veren, Giresunlu Kahraman Topal
Osman ve çetesi olmuştur. Pontus Rumları uzun çabalardan sonra temizlenmiş, Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’daki muhafızlığına getirilmiştir…” (Hürriyet, 25.08.1995)
“…Karadeniz’de Pontus Rumları ayaklanmış. Giresun’dan çıkan Topal Osman isimli
bir kahraman, bunları tepelemeye başlamış…Ve bizim medya korosundan bir yaygara daha kopuyor: ‘Bu nasıl demokratlık?.. Topal Osman katildir. Derhal yargılansın…”
(Hürriyet, 13.4.1996)
“…Rumlarla ilk mücadeleyi, katıksız bir sivil kahraman olan Giresunlu Topal Osman
başlattı. (…) Vatana ve Atatürk’e büyük hizmet vermiş bir sivil kahramandı. Pontus deyince akla Topal Osman gelir. Topal Osman Giresun kalesine gömüldü. Mezarı, 1925 yılında Atatürk’ün emriyle kalenin en yüksek yerinde yaptırılan anıt mezara taşındı. Orası yıllardan beri bir ziyaret yeri.” (Hürriyet, 9.5.2006)

“…Yerli Rumlar Kurtuluş Savaşımızda düşman ordusuyla işbirliği yaptılar. Karadeniz’de Pontus Rum devleti kurma sevdasına kapıldılar. Bunları ordumuzla birlikte Giresunlu milis kahraman Topal Osman temizledi. Geri kalanları ya kaçtı, ya da Lozan Anlaşması uyarınca mübadele ile gittiler.
Vatanımız, bu düşman unsurlardan böylece temizlendi ama çok boğuştuk, kan kaybettik, çok zor günler geçirdik.
Şimdi düşünüyorum, ya bunlar Türkiye’de kalmış olsalardı!… Şimdi başımızda Kürtçülük ve PKK olayı dışında bir de Rum ve Ermeni baskısı, belki bunların terörü olacaktı.
Vatanı bu yabancı unsurlardan, isyancılardan, ihanet şebekelerinden kurtaran Talat Paşa, Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Topal Osman gibi asker ve sivil kahramanlara hep teşekkür borçluyuz.
Yatıp kalkıp onlara dua edelim.” (Sözcü, 22.9.2010)
***

Yavuz Bahadıroğlu (Gazeteci-Yazar):
“…Önce Gazi Topal Osman kimdir?
(…) Tarihçi vicdanı, böyle birinin göğsüne rahatlıkla ve hiç çekinmeden ‘kahramanlık
Madalyası’ takabilir. Ancak tarihçinin görevi ‘kahraman’ belirlemek değil, doğru tesbitler yapmaktır.
Birinci tespit: Topal Osman tam bir vatanseverdir…
İkinci tespit: Topal Osman, yeri geldiğinde hayatını vatanı için hiçe sayabilen bir
fedakardır…
Üçüncü tespit: Topal Osman, kendisi için bir şey istemeyen bir insandır…
Dördüncü tespit: Mustafa Kemal’e bağlıdır…(O kadar bağlıdır ki, Atatürk, ondan
başkasına güvenememiş, kendisini koruma görevini ona ve arkadaşlarına vermiştir.”
(Vakit Gazetesi )
***
Turgut Özakman (Araştırmacı-Yazar):
“…47.Alay hem Sakarya’da, hem Büyük Taarruz’da görev almıştır. M.Kemal
Paşa’nın muhafızları 47.Alayın Giresunlu seçkin gençleriydi. M.Kemal Paşa’yı çok iyi korumuşlardır.
Osman Ağa bir suç işledi diye hepsini aşağılamak ve Osman Ağa’nın kahramanlıklarını yok saymak olur mu? Meclis’in, ölüyü mezardan çıkartıp astırması, bu kahramanları aşağılamaya yeltenmesi Birinci meclis’in büyük yanlışları arasında yer alacak, büyüklüğünü lekeleyecektir.” (Cumhuriyet Türk Mucizesi, s.425-426)
***

Not: Bu yazımı,  “Kurtuluş Savaşı’nın Efsane Kahramanı TOPAL OSMAN (OSMAN AĞA)” (Arı Sanat Yayınevi, İstanbul, 2011) adlı kitabımdan özetleyerek sizlerle paylaştım. (S.Ç.)

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Avatar Rifki dedi ki:

    Abdulhamid han hain diyen biri hakiki vatan haini dir cünkü dünya abdulhamid han yikilinca Islam dinini yendik diyerek malesef tarihe mal oldular bunu anlamayacakkadar aptal ve önyarigli olmadan tarihcilerin konuyu belgelerle ortaya koymasi elzemdir

YORUM YAZ