giresun üniversitesi Giresun University kerasus giresun gazete giresungazete giresun gazete giresun gazete net Giresun ışık Giresun Işık Gazete Gazete Işık gazetecilik giresun yerel haberler giresunhaber Giresun haber giresun yerel haberler giresun yerel gazete giresunsondakika giresun sondakika kazaolay sondakika giresun giresun belediyesi çotanak yeşilbeyaz giresunspor fotoğraf fotoğrafçılık piraziz bulancak dereli keşap espiye yağlıdere şebinkarahisar tirebolu alucra espiye bulancak camoluk şebinkarahisar tirebolu alucra espiye bulancak keşap
DOLAR
9,6002
EURO
11,1843
ALTIN
553,48
BIST
1.468
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Giresun
Sağanak Yağışlı
15°C
Giresun
15°C
Sağanak Yağışlı
Perşembe Parçalı Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
21°C
Cumartesi Az Bulutlu
21°C
Pazar Parçalı Bulutlu
20°C

Ayhan YÜKSEL

Tirebolu'da doğdu. İÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı'nda yüksek lisans programını tamamladı. Çalışmaları özellikle Giresun ve Tirebolu üzerinde yoğunlaştı. Çalışmalarının ana kaynağını doğrudan arşiv belgeleri oluşturdu ve üzerinde daha önce hiçbir çalışma yapılmamış veya az durulmuş konular teşkil etti. Çeşitli yerel gazeteler ve dergiler ile Türk Dünyası Araştırmaları, Tarih ve Toplum, Türk Kültürü İncelemeleri, Karadeniz İncelemeleri, Osmanlı Araştırmaları, Askeri Tarih Araştırmaları Dergisi gibi akademik dergilerde yazıları yayımlandı. Katıldığı sempozyumlarda araştırma sonuçlarını tebliğ olarak sundu. TTK tarafından Giresun'da yerel kültüre katkıda bulunan tarihçi olarak arşiv kaydı alındı. Yayımlanmış kitapları arasında Giresun Tarihi Yazıları (3. baskı, 2007), Doğu Karadeniz Araştırmaları (3. baskı 2007), Kuğuoğulları (2017), Keşap Tarihi (2. baskı, 2016), Keşap Kazası Nüfus Kayıtları (2013), Giresun Kazası Nüfus Defteri (F. emecen ile birlikte, 2015), Giresun'da Fındık ve Fındık Borsası'nın Tarihçesi (O. yeşilot ile birlikte, 2015), Giresun Nikâh Kayıtları (F. Emecen ile birlikte, 2021) ve diğerleri bulunmaktadır.

Tirebolu’da eski Ramazanlar ve Bayram

20.04.2021
0
A+
A-

Bir ibadet ve mağfiret ayı olması nedeniyle gelişi özlemle beklenen, hüzünle uğurlanan ramazan ayının sosyal hayatımızda ayrı bir yeri vardır. “Onbir ayın sultanı” olarak tanımlanan Ramazan ayının Tirebolu’ya ne zaman gelip, ne zaman gittiği her nedense günümüzde pek bilinmez!

Pek çok yer gibi Tirebolu, kültür değişikliğine uğrayınca, bazı gelenek ve görenekler de yok olup gitmiştir. Bunların neler olduğunu kayıt altına almak için yaşadığımız günlerden hatıralarda kalan bilgileri aktarmayı  uygun bulduk.

Bizim çocukluğumuzda (1960’lı yıllar) Ramazan-ı Şerîf Tirebolu’ya gelmeden önce üç elçisini gönderirdi: Bunlar kuru kayısı, güllaç ile Vakfıkebir ve Of’tan gelen hocalar idi. Ramazan ayının gelmesiyle birlikte ortalıkta gözle görülür bir canlılık ve bir hareket olurdu. Herkes muhakkak Ramazan ayında yiyeceği tereyağını, diğer erzaklarını hazır ederdi. Sofralarda güveçler, subörekleri, çeşit çeşit yemekler eksik olmaz, hali vakti yerinde olanlar mahallesindeki câmilerde kalan, dışardan gelen hocaları iftarda ve sahurda yemeğe davet ederdi. Buna, “hoca daveti” denirdi.

İftar olana kadar çocuklar sokaklarda genellikle kalır, topun atılmasını beklerdi. Kaleden atılan topu bazıları çok uzak olmasına rağmen topu atanın sigarasını yakarak fitili tutuşturduğunu görebilirdi!?! Topun atılması ve ezanın okunmasıyla birlikte zeytinle ve Atlıyolu, Çatalçeşme, Selimağa, Soğuksu çeşmelerinden alınan sularla oruç açılırdı. Desti ve güğümlerle su alanlar çeşmelerin önlerinde uzun kuyruklar oluştururdu.

Ramazan topçularının en meşhurlarından birisi halk tarafından Salta Osman olarak anılan Osman Malkoç’tu. Salta Osman’ın ara sıra sahurda geç kalıp topu Puçuklu mahallesinin içinde de attığı olurdu ve yaşlılar bunu “kudret topu” zannederek çeşitli yorumlarda bulunurdu!

Ramazan ayındaki âdetlerden birisi de sahurda “davul çalınması” idi. Tirebolu’da ramazan davulunun çalındığı yıllarda akla ilk gelen isim Cintaşı ve Hamam mahallelerinin davulcusu “Kel Emin”di. Yeniköy mahallesinde ise bu işi “Mehmet Kanber (Mehmet Aga)” yapardı. Kel Emin (Odabaş)’in Tirebolu’da aydınlanmanın sokak fenerleri ile yapıldığı yıllarda ve bilhassa karlı kış gecelerinde başında bir çuval, ayağında çarık, belinde “finnuri” lâmba ile davul çalarak ve ustalıkla ramazan manileri söyleyerek vatandaşları sahura kaldırması hâlâ unutulmamıştır. Daha sonraları ise davulu Yeniköy mahallesinde Ömer Ustaoğlu (Ömer Kaptan), Cintaşı ve Hamam mahallelerinde Mustafa Bizal (Düdüğün Mustafa) çalmışlardır.

Oruç tutanlar, bilhassa gecelerin kısa olduğu zamanda yatıp uyumayıp sabaha karşı yenilen sahur yemeğini beklerlerdi. Böyle olunca da terâvîh namazı ile sahur arasında geçen sürede türlü eğlencelerle vakit geçirilir, seyirlik oyunların yanında yüzük-fincan oyunları oynanırdı.

Daha sonra gelen bayramın en büyük özelliği dostların, hısım-akrabanın karşılıklı ziyaretleriydi. Gençler, yaşlıların ellerini öperler, dualarını almak isterlerdi. Çocuklara genelde para verilir, çok yaşlılar evlerinden çıkmazlar ve ziyaretçilerini beklerlerdi. Ziyarete gidenlere  şeker ve duruma göre baklava ve burma börek ikram edilirdi.

Yine, bayramlarda âilelerininin rızası olmadan evlenenler, kendileriyle dargın olan aileleri ile konuşabilmek için bayramın gelmesini beklerlerdi. Bayramlarda bu durumda olanlar araya bir “uslu”nun girmesi ile âileleriyle barıştırılırdı.

Bayramın birinci günü ramazan davulcusu sahurda çaldığı davulun ücreti sayılacak parayı yardımcısının elinde taşıdığı bayrakla toplamaya çalışırdı. Ev ev dolaşarak, pencereye uzattığı bayrağa herkes verecek olduğu bahşişi bağlar, davulcu bahşişe okuduğu bir mâniyle teşekkür ederdi.

Bayramda gençler ve çocuklar bayram yerlerde buluşup eğlenirlerdi. Bayram yerinde satıcılar süs eşyası, oyuncaklar satarlar, dönme dolaplar kurulurdu. Bu dönme dolaplar Çatal’da; Soğuksu’da; Kale’de; Terzili’de; Yeniköy’de günümüzde Orman İşletmesinin bulunduğu yerde; Hamam mahallesinde Musalla yanında, günümüzde Dumlupınar ilkokulunun önünde; Çatal ile Gacan arasında eski Cihan Otelinin önünde, Ciğercigilin evinin yanında kurulurdu.

Bir Ramazan ayının yaşandığı Tirebolu’da ne davulcu Kel Emin var, ne dönme dolap, ne de doğru dürüst hısım-akraba ziyaretleri. Sanki gizli bir el bütün bu güzel âdetleri bilerek bir yere götürmüş bırakmış!

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.