giresun üniversitesi Giresun University kerasus giresun gazete giresungazete giresun gazete giresun gazete net Giresun ışık Giresun Işık Gazete Gazete Işık gazetecilik giresun yerel haberler giresunhaber Giresun haber giresun yerel haberler giresun yerel gazete giresunsondakika giresun sondakika kazaolay sondakika giresun giresun belediyesi çotanak yeşilbeyaz giresunspor fotoğraf fotoğrafçılık piraziz bulancak dereli keşap espiye yağlıdere şebinkarahisar tirebolu alucra espiye bulancak camoluk şebinkarahisar tirebolu alucra espiye bulancak keşap
DOLAR
8,4705
EURO
10,2921
ALTIN
502,04
BIST
1.441
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Giresun
Parçalı Bulutlu
22°C
Giresun
22°C
Parçalı Bulutlu
Pazartesi Gök Gürültülü
19°C
Salı Parçalı Bulutlu
22°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
20°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
19°C

Ayhan YÜKSEL

1 Şubat 1951 tarihinde Giresun’un Tirebolu ilçesinde doğdu. İlk ve ortaokulu Tirebolu’da, liseyi Trabzon’da, yüksek okulu İstanbul Ticarî İlimler Akademisi’nde okudu. İstanbul Üniversitesi Sosyal İlimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı’nda Tirebolu: 1 Numaralı Şer’iyye Sicili (Tahlil-Çevriyazı) adlı çalışması ile lisansüstü programını tamamladı. Özellikle Giresun ve yöresi üzerinde çalışmaları yoğunlaştı. Çeşitli mahalli gazete ile Türk Dünyası Araştırmaları, Tarih ve Toplum, Türk Kültürü Araştırmaları, Osmanlı Araştırmaları gibi akademik dergilerde yazıları yayınlandı, katıldığı sempozyumlarda araştırma sonuçlarını tebliğ olarak sundu. Prof.Dr. Faruk Sümer’in Tirebolu Tarihi (1970) eserinin yazımında, Giresun, Tirebolu ve Espiye belediyelerinin düzenlediği sempozyumlarda düzenleme komitesinde ve yayın kurulunda yer aldı. ESERLERİ: 1-Giresun Tarihi Yazıları, 1. bs., İstanbul 2002, 2. bs. 2003, 3. bs. 2007. Kitapta Giresun ve ona bağlı bazı kazaların sosyal, ekonomik ve folklorik geçmişini yansıtan, çoğu orijinal kaynaklara dayalı yazılara yer verilmiştir. 2-Tirebolu: Bir Sahil Kasabasının Sosyal ve Ekonomik Tarihi (1788-1858), İstanbul 2003. Kitap, lisansüstü konusu olan bir numaralı Tirebolu Şer’iyye Sicili’ne dayanmaktadır. 3-Sicill-i Ahval Defterlerine Göre (1879-1909) Osmanlı Döneminde Tirebolulu Memurlar, İstanbul 2004. Kitapta kırk dört memurun biyografi kayıtları vardır. 4-Doğu Karadeniz Araştırmaları, 1. bs. İstanbul 2005, 2. bs. 2009. Kitap, Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize illeri “tarihinden bir yaprak” sunmaktadır. 5-Sicill-i Ahval Defterlerine Göre (1879-1909) Göreleli Memurlar, İstanbul 2005. Kitap, 15 memurun biyografi kaydını içermektedir. Bunlar arasında Hasan Âli Yücel’in babasının ve Posta ve Telgraf Nazırı olan Hasan Âlî Efendi’nin de biyografi kaydı bulunmaktadır. 6-Tirebolu’dan Simalar: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Değerlerimiz, İstanbul 2005.Kitapta her sahada yetişmiş 334 kişinin biyografi bulunmaktadır. 7- Tirebolu: Tarih-Kültür-Spor Yazıları, İstanbul 2008. Kitap, Tirebolu üzerine yazılmış makalelerden oluşmaktadır. Spor tarihi yeniden yazılmıştır. 8-Tirebolu Kazası Nikâh Kayıtları (1861-1906), İstanbul 2008. Kitap, kadı kayıtlarında yer alan 3298 nikâh kaydındaki 1550 sülale ile 15.000’i aşkın ismi ihtiva etmektedir. 9- Giresun Tarihinden Sayfalar, İstanbul 2009. Giresun tarihine üzerine yazılmış makalelerden oluşmaktadır. 10- Geçmişten Günümüze Tirebolulu Denizciler, İstanbul 2010. Kitap, İstanbul’a gelerek Şirket-i Hayriye, İdare-i Mahsusa gibi kuruluşlarda çalışan Tirebolulu denizcileri, bahriye subaylarını, Ertuğrul şehitlerini, yelkenli gemi kaptanlarını anlatmaktadır. Basıma hazır kitapları: 1.Bir Aile Tarihi: Göreleli Müftü Hüseyin Müştâk Efendi ve Ailesi. Hüseyin Müştâk Efendi’nin (1871-1931) özgün risalesinden yola çıkılarak arşiv kaynaklarının kullanıldığı aile tarihi. 2- Giresun’dan Simalar. Ağırlıklı olarak geçmiş dönemde her sahada yetişmiş yaklaşık 40 kadar Giresunlu’nun biyografisi yer alıyor. 3- Tirebolu Kazası Nüfus Defteri (1835-1845). Osmanlı’da ilk nüfus sayımı bilgileri. Soyağacı için birinci el kaynak.

Tirebolu’da eski Ramazanlar ve Bayram

20.04.2021
0
A+
A-

Bir ibadet ve mağfiret ayı olması nedeniyle gelişi özlemle beklenen, hüzünle uğurlanan ramazan ayının sosyal hayatımızda ayrı bir yeri vardır. “Onbir ayın sultanı” olarak tanımlanan Ramazan ayının Tirebolu’ya ne zaman gelip, ne zaman gittiği her nedense günümüzde pek bilinmez!

Pek çok yer gibi Tirebolu, kültür değişikliğine uğrayınca, bazı gelenek ve görenekler de yok olup gitmiştir. Bunların neler olduğunu kayıt altına almak için yaşadığımız günlerden hatıralarda kalan bilgileri aktarmayı  uygun bulduk.

Bizim çocukluğumuzda (1960’lı yıllar) Ramazan-ı Şerîf Tirebolu’ya gelmeden önce üç elçisini gönderirdi: Bunlar kuru kayısı, güllaç ile Vakfıkebir ve Of’tan gelen hocalar idi. Ramazan ayının gelmesiyle birlikte ortalıkta gözle görülür bir canlılık ve bir hareket olurdu. Herkes muhakkak Ramazan ayında yiyeceği tereyağını, diğer erzaklarını hazır ederdi. Sofralarda güveçler, subörekleri, çeşit çeşit yemekler eksik olmaz, hali vakti yerinde olanlar mahallesindeki câmilerde kalan, dışardan gelen hocaları iftarda ve sahurda yemeğe davet ederdi. Buna, “hoca daveti” denirdi.

İftar olana kadar çocuklar sokaklarda genellikle kalır, topun atılmasını beklerdi. Kaleden atılan topu bazıları çok uzak olmasına rağmen topu atanın sigarasını yakarak fitili tutuşturduğunu görebilirdi!?! Topun atılması ve ezanın okunmasıyla birlikte zeytinle ve Atlıyolu, Çatalçeşme, Selimağa, Soğuksu çeşmelerinden alınan sularla oruç açılırdı. Desti ve güğümlerle su alanlar çeşmelerin önlerinde uzun kuyruklar oluştururdu.

Ramazan topçularının en meşhurlarından birisi halk tarafından Salta Osman olarak anılan Osman Malkoç’tu. Salta Osman’ın ara sıra sahurda geç kalıp topu Puçuklu mahallesinin içinde de attığı olurdu ve yaşlılar bunu “kudret topu” zannederek çeşitli yorumlarda bulunurdu!

Ramazan ayındaki âdetlerden birisi de sahurda “davul çalınması” idi. Tirebolu’da ramazan davulunun çalındığı yıllarda akla ilk gelen isim Cintaşı ve Hamam mahallelerinin davulcusu “Kel Emin”di. Yeniköy mahallesinde ise bu işi “Mehmet Kanber (Mehmet Aga)” yapardı. Kel Emin (Odabaş)’in Tirebolu’da aydınlanmanın sokak fenerleri ile yapıldığı yıllarda ve bilhassa karlı kış gecelerinde başında bir çuval, ayağında çarık, belinde “finnuri” lâmba ile davul çalarak ve ustalıkla ramazan manileri söyleyerek vatandaşları sahura kaldırması hâlâ unutulmamıştır. Daha sonraları ise davulu Yeniköy mahallesinde Ömer Ustaoğlu (Ömer Kaptan), Cintaşı ve Hamam mahallelerinde Mustafa Bizal (Düdüğün Mustafa) çalmışlardır.

Oruç tutanlar, bilhassa gecelerin kısa olduğu zamanda yatıp uyumayıp sabaha karşı yenilen sahur yemeğini beklerlerdi. Böyle olunca da terâvîh namazı ile sahur arasında geçen sürede türlü eğlencelerle vakit geçirilir, seyirlik oyunların yanında yüzük-fincan oyunları oynanırdı.

Daha sonra gelen bayramın en büyük özelliği dostların, hısım-akrabanın karşılıklı ziyaretleriydi. Gençler, yaşlıların ellerini öperler, dualarını almak isterlerdi. Çocuklara genelde para verilir, çok yaşlılar evlerinden çıkmazlar ve ziyaretçilerini beklerlerdi. Ziyarete gidenlere  şeker ve duruma göre baklava ve burma börek ikram edilirdi.

Yine, bayramlarda âilelerininin rızası olmadan evlenenler, kendileriyle dargın olan aileleri ile konuşabilmek için bayramın gelmesini beklerlerdi. Bayramlarda bu durumda olanlar araya bir “uslu”nun girmesi ile âileleriyle barıştırılırdı.

Bayramın birinci günü ramazan davulcusu sahurda çaldığı davulun ücreti sayılacak parayı yardımcısının elinde taşıdığı bayrakla toplamaya çalışırdı. Ev ev dolaşarak, pencereye uzattığı bayrağa herkes verecek olduğu bahşişi bağlar, davulcu bahşişe okuduğu bir mâniyle teşekkür ederdi.

Bayramda gençler ve çocuklar bayram yerlerde buluşup eğlenirlerdi. Bayram yerinde satıcılar süs eşyası, oyuncaklar satarlar, dönme dolaplar kurulurdu. Bu dönme dolaplar Çatal’da; Soğuksu’da; Kale’de; Terzili’de; Yeniköy’de günümüzde Orman İşletmesinin bulunduğu yerde; Hamam mahallesinde Musalla yanında, günümüzde Dumlupınar ilkokulunun önünde; Çatal ile Gacan arasında eski Cihan Otelinin önünde, Ciğercigilin evinin yanında kurulurdu.

Bir Ramazan ayının yaşandığı Tirebolu’da ne davulcu Kel Emin var, ne dönme dolap, ne de doğru dürüst hısım-akraba ziyaretleri. Sanki gizli bir el bütün bu güzel âdetleri bilerek bir yere götürmüş bırakmış!

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.