giresun üniversitesi Giresun University kerasus giresun gazete giresungazete giresun gazete giresun gazete net Giresun ışık Giresun Işık Gazete Gazete Işık gazetecilik giresun yerel haberler giresunhaber Giresun haber giresun yerel haberler giresun yerel gazete giresunsondakika giresun sondakika kazaolay sondakika giresun giresun belediyesi çotanak yeşilbeyaz giresunspor fotoğraf fotoğrafçılık piraziz bulancak dereli keşap espiye yağlıdere şebinkarahisar tirebolu alucra espiye bulancak camoluk şebinkarahisar tirebolu alucra espiye bulancak keşap
DOLAR
7,8187
EURO
9,3602
ALTIN
449,83
BIST
1.329
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Giresun
Az Bulutlu
16°C
Giresun
16°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
16°C
Salı Parçalı Bulutlu
15°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
15°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
16°C

Hüseyin OZBEK

Kastamonu doğumlu. Çorum Öğretmen Okulu sonrası Erzurum Kazım Karabekir Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünde öğrenim gördü. Edebiyat öğretmenliği yaptı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. 2002-2004 arası İstanbul Barosu Baro Meclisi ve İnsan Hakları Merkezi yürütme kurullarında bulundu. 2004-2006, 2006-2008, 2008-2010, 2010-2012, 2012-2014 dönemleri İstanbul Barosu Yönetim Kurulunda Genel Sekreterlik görevini yürüttü. Roman, öykü çalışmalarını sürdürmektedir. Deneme ve eleştiri türünde yayınlanmış kitapları vardır. ÇEKÜL -Çevre ve Kültürel Değerleri Koruma Vakfı- Yüksek Danışma Kurulu Üyesi, TÜRKEV -Türkiye Tarihi Evleri Koruma Derneği üyesi, 68’liler Birliği Vakfı Danışma Kurulu üyesidir. Evli ve 2 çocuk babasıdır. Serbest avukat olarak çalışmaktadır.

Patrikhane üzerinden Türkiye’ye gözdağı

19.11.2020
0
A+
A-

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’nun 7 ülkeyi kapsayan ziyaretinin Türkiye ayağında yalnız Rum Ortodoks Patrikhanesinin seçilmiş olması üzerinde düşünülmelidir. Bu ziyaret, Patrikhane’nin Türk Hukukundaki statüsünün ABD açısından bir anlam taşımadığının çok kaba biçimde ifadesi olarak okunmalıdır.

Türk Hukukuna göre Rum Patrikhanesi’nin yetkisi Türk uyruklu Ortodoks yurttaşlarımızın dini iş ve işlemleri ile sınırlıdır. Patrikhane politik bir kurum değil, Türk hukukuna tabi dini bir kurumdur. ABD ve AB ise Patrikhane’nin yetkisinin Türkiye ile sınırlanamayacağı, dünya üzerindeki bütün Ortodoksların en yüksek dini makam ve otoritesi olduğunu ileri sürmektedir.

ABD ve AB yetkililerinin Patrikhane ziyaretlerinde ve Rum Patriğinin yurt dışı gezilerinde uygulanan protokol yukarıdaki tanımın çok ötesinde ve üzerindedir.Patrik, dünya çapında hem dini hem siyasi bir makam ve statünün sahibi olarak takdim edilmektedir. Teopolitik bir dünya lideri olarak tanımlanan Patriğin ve dünya çapında bir dini merkez olarak görülen Patrikhanenin fiili statüsünün hukukileşmesi için Türkiye’ye uzun zamandır baskı yapılmaktadır.

Bartholomeos, ABD ve AB tarafından kendisine sunulan güçlü destekten son derece memnun görünmektedir. Kendisine gösterilen ilgi ve verilen destekle orantılı olarak teopolitik bir dünya liderinin davranışlarını sergilemektedir.

Türkiye’nin, yapılan baskılara boyun eğip, Patriğin fiilen kullandığı ünvana ve sahip olduğunu iddia ettiği misyona uygun bir hukuki düzenleme yapılması halinde, Türkiye içinde Türk hukukuna tabi olmayan teopolitik bir devlet ortaya çıkacaktır!

ABD Dışişleri Bakanının 17 Kasım 2020’de gerçekleştirdiği ziyaret ve açıklamaları önceki ziyaretlerden daha öte bir durumun ipuçlarını vermektedir. ABD yetkilileri, birkaç saat süren Patrikhane ziyaretinin ardından, gönül alma kabilinden en fazla yarım saatlik İstanbul Müftülüğü ziyareti gerçekleştirirlerdi. Müftülük ziyaretinin es geçilip Rüstem Paşa camiinin ayaküstü ziyareti ile verilmek istenen mesaj, Türkiye’nin politik ve dinsel olarak aşağılanması olarak görülmelidir.

Türkiye’nin Ege ve Akdeniz’deki haklarını ve çıkarlarını koruma çabalarına karşı verilen tepkilerin açık tehdit boyutlarına ulaştığı bir süreçte gerçekleşen ziyaret bu açıdan da iyi analiz edilmelidir.  Pempeo’nun 13-23 Kasım tarihleri arasında 7 ülkeyi kapsayan ziyaretinin ilk adımı olan Fransa ziyaretinde Macron’la görüşmesinin ardından Le Figaro Gazetesine verdiği demeçte; “Türkiye’nin son dönemdeki eylemlerinin çok saldırgan olduğu konusunda Macron’la aynı fikirdeyiz” cümlelerini kullanması, gezinin ikinci ayağı olan Türkiye’ye gelmeden önce verilen açık bir tehdit olarak algılanmalıdır.

Pompeo’nun Fransa ziyaretinin ardından, uçakta ABDli üst düzey bir yetkilinin gazetecilerle düzenlediği bilgilendirme toplantısında, Fransız mevkidaşı Le Drian’ın ile Pompeo’nun, Türkiye ile aralarındaki farklılıkları konuştuklarını  açıklarken kullandığı; “ Türklerle ilgili kaygılarımızın olduğu Dağlık Karabağ, Doğu Akdeniz, Libya, Suriye ve diğer bölgelerle ilgili kapsamlı görülmelerimiz oldu” sözleri önümüzdeki dönemde Türkiye’nin önüne nelerin konacağının da ip uçlarını vermektedir.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, Pompeo Türkiye’ye gelmeden önce  yaptığı resmi açıklamada, İstanbul’da yalnızca Fener Rum Patriğe Bartholomeos ile görüşüleceği, Türkiye ve bölgedeki dini konuların masaya yatırılacağı ve ABD’nin din özgürlüklerine ilişkin güçlü duruşunun vurgulanacağı cümlelerine bakıldığında ziyaretin iki temel amacı anlaşılmaktadır: Patrikhaneye güçlü destek, Türkiye’ye ağır tehdit!

Görüldüğü gibi bu ziyaret, dini özgürlüklerin salt dinle, Rum Patrikhanesinin de salt Ortodoks yurttaşlarımızın dini işleriyle ilgili olmadığını bir kez daha göstermiştir. Emperyal güçler için dinin politik anlamı ve içeriği teolojik-ilahi boyutundan daha fazla önem taşımaktadır. Yeni sömürgecilik açısından “dini özgürlük” söylemi, emperyal çıkarların makyajlanması ve kutsallaşması için kullanılan bir kavram olmanın ötesinde anlam taşımamaktadır.

Mazlumlar coğrafyasındaki sömürünün sonsuza kadar sürmesini isteyen emperyalistler, mazlum milletlere vurdukları ekonomik kelepçeyi, dini özgürlükler makyajıyla piyasaya sürdükleri teolojik kelepçe ile çıkarılması imkansız prangaya dönüştürmek istemektedirler.

Türkiye, başına örülmek istenen çoraplardan, ellerine, ayaklarına, bilicine vurulmak istenen zincirlerden kurtulmanın tek yolunun 29 Ekim 1923 ile simgeleşen kuruluş mimarisinden vazgeçmemekle mümkün olduğunu asla unutmamalıdır.

Av.Hüseyin Özbek
TBB Başkan Yardımcısı

Yazarın Diğer Yazıları
REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.