$ DOLAR → Alış: 5,74 / Satış: 5,77
€ EURO → Alış: 6,33 / Satış: 6,36

OZAN ARİF HAK’KA YÜRÜDÜ

Seyfullah ÇİÇEK
Seyfullah ÇİÇEK
  • 15.02.2019
  • 312 kez okundu

Ülkücü camianın ve dolayısıyla da Türk Dünyası’nın güçlü sesi, sözü, sazı Ozan Arif (Arif Şirin), 13 Şubat 2019 tarihinde sabaha karşı 04.50’de, Samsun Atakum’daki evinde  Hak’ka yürüdü.

Samsun’da ikamet etmekle beraber, aslen Giresun’un Alucra ilçesinden olan Ozan Arif’e, 1997 yılında kaleme aldığım “Giresunlu Şairler” kitabımın 57-62 sayfaları arasında 6 sayfa yer vermiştim.

Biraz kitabımdan, biraz da internetten derlediğim bilgiler doğrultusunda bu haftaki köşemin yarısını Ozan Arif’e ayırdım.

Ozan Arif, 10 Haziran 1949’da, Giresun’un Alucra ilçesine bağlı Hapu (Yükselen) köyünde doğdu. Babasının adı Mehmet (Şirin), annesinin ise Fatma’dır.

Babasının memuriyeti nedeniyle ilk ve ortaokulu Samsun’da bitirdi, 1970 yılında

Perşembe Erkek Öğretmen Okulu’ndan mezun oldu, Samsun’da ilkokul öğretmenliğine başladı. 1972’de eşi Süheyla hanımla evlendi.

Arif Şirin, öğrenciliği süresince rençberlik yaparak hayli kalabalık olan ailesinin bütçesine katkıda da bulunmuştur.

Arif, daha çocuk yaşlarda iken Leyla ile Mecnun’u, Kerem ile Aslı’yı, Karacaoğlan’ı, Köroğlu’nu ve daha nicelerini okuyarak, Türk Halk Edebiyatı’na ve bağlamaya merak sarmış, zamanla ününü yurt dışına kadar duyuran bir halk ozanı olmuştur.

Biriktirdiği harçlıklarıyla, 1964’te, İstanbul’daki Şemsi Yastıman Saz Evi’nden 15 liraya bir bağlama satın alarak, ozanlığa ilk adımını atmıştır.

On iki yıl öğretmenlik yaptıktan sonra istifa etmek mecburiyetinde kalan Arif Şirin, asıl ününü halk ozanlığında yapmış, Ozan Arif olarak ününü yurt dışına kadar duyurmuştur.

Türkçü kişiliğinden ödün vermeyen Ozan Arif, 1980 yılına kadar çok sayıda saldırıya uğramış, tehditler almıştı.

12 Eylül 1980 İhtilal Cuntası, milli ve manevi değerlerine sahip çıkan, sazıyla, sözüyle

ülkesinin ve Türk Milleti’nin sorunlarını dile getiren Ozan Arif’i de mimlemişti. Bu duruma çok üzülen Ozanımız, ailesini geride bırakarak 12 gün sonra, 24 Eylül 1980’de, Almanya’nın yolunu tutmak zorunda kalmıştı.

Almanya’da da boş durmadı. Vatanı ve milleti için çaldı, söyledi… On bir yıl süren çileli bir gurbet serüveninin ardından 5 Kasım 1991’de vatan hasreti son buldu.

Onu karşılamaya yaklaşık yarım milyon insan gelmişti. Bu rakam, o zamana kadar  bir benzeri görülmeyen en büyük karşılama olarak kayıtlara geçmişti.

Ozan Arif, 70’ler ve 80’ler boyunca doldurduğu kasetlerle, Ülkücü camianın idolü olmuştur.

1980 Askeri Cuntası tarafından gözetim altında tutulan Alparslan Türkeş için yazıp seslendirdiği parçası “Bırakın bırakın Türkeş’i” ile büyük yankı uyandırmıştı.

MHP Lideri Alparslan Türkeş’in “manevi oğlum” diyerek bağrına bastığı Ozan

Arif, MHP’in sonraki Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin hışmına uğrayarak, dışlanmıştır.

Çok sayıda ödül alan Ozan Arif, en büyük ödülünü şöyle ifade eder:

“…Ortaokul çağlarında çocuk yaşta bu sevdaya gönül vermişim. O yaşlardan beri verdiğim mücadelenin karşılığını, tertemiz yüreklerde sevgi sarayları kurarak aldım. Ülküdaşlarımın sevgi ve muhabbetinden daha büyük beşeri ödül olamaz”.

Yaşı ilerledikçe yöresinin dışına çıkmış, ülkesinde tanınmaya başlamıştı. Birçok şiir ve

halk edebiyatı yarışmalarında ödülleri bulunan Ozan Arif, Türk Halk Edebiyatı’nın şiir, irticalen şiir söyleme, atışma, lebdeğmez, güzelleme gibi pek çok alanında Türkiye birincilikleri aldı.

Bunların haricinde, Konya’da düzenlenen Türkiye Aşıklar Bayramı’nda çeşitli

dallarda birincilikler, 1976, 1977, 1978 yıllarında her dalda altın madalya kazandı.

Gırtlak kanseri teşhisiyle 2017’de ameliyat olup kısa süreliğine de olsa sağlığına kavuşan Ozan Arif’in vadesi ne yazık ki, 13 Şubat 2019 tarihinde sabaha karşı 04.50’de doldu. Vefat ettiğinde 69 yaşındaydı.

Hani şair, “Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş” demiş ya…

Ozan Arif de; öğretmenliğiyle, ozanlığıyla, sazıyla, sözüyle, besteleriyle hoş bir sada bırakarak, sonsuzluğa doğru dönüşü olmayan uzun bir yolculuğa çıktı.

Büyük Ozanımız’a Allah’dan rahmet, kederli ailesine ve Türk Milleti’ne başsağlığı diliyorum.

Ruhu şad, mekanı cennet olsun.

***

TARİH AFFETMEZ

Tarih hiç bir şeyi unutmaz, hatayı da affetmez!

Kimi, Ozan Arif gibi, “Ozanlığıyla”…

Kimi de, “Saray Bekçiliğiyle” anılır!

***

NANKÖRLÜK

AKP Genel Başkanı RTE; “Sefalet yok!” demiş.

E, haklı!

Hem “Ejder Meyveli Smoothie, Efuli, Aloevera…” yiyoruz, hem de sefalet var, diye yaygara yapıyoruz.

Canım, bu kadar da nankörlük olmaz ki!

***

SÜRÜMDEN KAZANMA

Temel dükkan açmış.

Sormuşlar:

-Nasıl gidiyor işler?

“Allah bereket versun” demiş:

-Otuza alduğu mi yirmi beşe satayrum.

“Allah, Allah” demişler:

-Zarar etmiyor musun?

Cevap vermiş:

-Sürümden gazanayrum!

Hani, Reis, çoktan unuttuğumuz Tanzim Satış (TAN-SA) sistemini geri getirip;

domates, hıyar, biber, patlıcan satışı başlattı ya…

Oradan geldi aklıma!

***

“BİR MERMİ KAÇ?”

-Bilo Hazretleri, bir mermi kaç lira?

-Ben, “Ya Hak!” der,  ok atarım, ne anlarım mermiden?

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ