giresun üniversitesi Giresun University kerasus giresun gazete giresungazete giresun gazete giresun gazete net Giresun ışık Giresun Işık Gazete Gazete Işık gazetecilik giresun yerel haberler giresunhaber Giresun haber giresun yerel haberler giresun yerel gazete giresunsondakika giresun sondakika kazaolay sondakika giresun giresun belediyesi çotanak yeşilbeyaz giresunspor fotoğraf fotoğrafçılık piraziz bulancak dereli keşap espiye yağlıdere şebinkarahisar tirebolu alucra espiye bulancak camoluk şebinkarahisar tirebolu alucra espiye bulancak keşap
DOLAR
13,5060
EURO
15,2563
ALTIN
801,50
BIST
1.965,65
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Giresun
Hafif Yağmurlu
4°C
Giresun
4°C
Hafif Yağmurlu
Perşembe Açık
5°C
Cuma Çok Bulutlu
4°C
Cumartesi Çok Bulutlu
7°C
Pazar Hafif Yağmurlu
5°C

Alpcan SAKAL

Giresun-Tirebolulu olan Tarihçi-Yazar Alpcan Sakal, 2018 yılında “Topal Osman Ağa’nın Öldürülmesi” konulu bitirme tezi ile Gümüşhane Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun olmuştur. Aynı zamanda eğitim aldığı üniversitenin İletişim Fakültesi'ne bağlı olarak çıkartılan GIF HABER dergisinin de kısa süreli tarih sayfası sorumluluğunu üstlenmiştir. Esas ilgi alanı Orta Çağ Tarihi olan yazarımız, 2013 yılından beri Giresun Işık Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapmasının yanı sıra Tireboluhaber.net sitesinde ve Türkçe Tarih sitesinde de yazılarını yayımlamaktadır. Öte yandan Jandarma Genel Komutanlığı’nın çıkarttığı Jandarma Dergisi bünyesinde bir müddet bulunarak başta askeri tarih olmak üzere çeşitli konularda yazılar kaleme almıştır. Çoğunlukla Türkçü ve Milliyetçi yazılar kaleme alan ve başta Türk tarihi ve Türk dili olmak üzere, toplumsal meseleler, kültürel yozlaşma, vatan sevgisi gibi birçok konuya dikkat çeken yazarımız, yazılarını halk diline indirgeyerek herkesin anlayabileceği ve bilinçlenebileceği bir yazım anlayışı içerisindedir.

Osmanlı’da Eğitim Bizde Eğitim

01.01.2022
0
A+
A-

Tarihten almamız gereken derslerden bir tanesi de eğitim konusudur. Kısaca ve sadece Osmanlı çerçevesinden anlatacak olursam;

Osmanlı’da eğitim sistemi, ilim ve ahlak temelleri üzerine kuruluydu. Türkiye’de ise ahlak kısmı aileye bırakılmış ve sınav odaklı ilim öğrenme üzerine kurulu bir eğitim anlayışı vardır.

Osmanlı’da eğitim, siyasetten uzak ve bağımsız kuruluşlardı ve yönetim değişikliğinden etkilenmeden mevcut sistem devam ederdi. Türkiye’de ise bırakın yönetim değişikliğini, sık sık eğitim bakanı değişmekte ve her gelen bakan yeni yeni usuller ileri sürerek eğitim sistemini değiştirmektedir.

Osmanlı’da öğrencilerde okul, sınıf, sene değil ders seçme usulü vardı. Yani herkes hem ilgi duyduğu alana yönelmiş hem de bireysel çabasıyla daha kısa sürede mezun olabilme şansına sahipti. Türkiye’de ise eğitimde fırsat eşitsizliği ön plana çıkarak zoraki bir sistem dayatması yapılmaktadır.

Osmanlı’da eğitim herkese açık, şeffaf ve ücretsizdi. Kişi ilgi duyduğu alanda ve istediği zamanlarda derslere dinleyici olarak girip ilimden faydalanabilirdi. Üstelik öğrencilerin ücretsiz yemek yeme imkânı da mevcuttu. Türkiye’de ise okullarda kaydı olmayan hiç kimse okullara giremiyor ve öğrenciler, para harcayarak beslenme ihtiyaçlarını sağlıyorlar.

Osmanlı eğitiminde, devletin ve vatandaşların ihtiyaçları göz önünde bulundurularak zamanın şartları doğrultusunda ileriye dönük olarak bireyler yetiştirilirdi. Türkiye’de ise herkes diplomaya sahip olduğundan ve ihtiyaç fazlası eğitildiğinden, hayatlarını farklı alanlara yönlendirmiş insanlar yetiştirilmektedir.

Osmanlı’da eğitim temel olarak kalemiye, ilmiye, seyfiye sınıflarına ayrılmış ve her biri amacına uygun bireyler yetiştirirken, Türkiye’de tek alan içerisinde her türlü bilgi dayatması yapılmakta ve dolayısıyla da okumak zaman kaybından öteye geçmemektedir.

Osmanlı’da okula ilk defa başlayacak olan çocuklar için bulundukları mahallede ‘Âmin Alayı’ denilen sade ve zarif törenler yapılarak, okula yeni başlayacak olan çocuklar bu törende kaynaşır ve okuma hevesi ile korkmadan okullarına giderlerdi. Türkiye’de ise okula yeni başlayan çocuklar mevcut eğitim döneminden bir hafta önce okula başlatılarak okula alışmaları sağlanmaktadır.

Osmanlı’da öğretmenlerde aranan şartlar vardı. Öncelikle dindar olması, hafız olması, kıraati iyi ve dini bilgisi yüksek olmalıydı. Öte yandan aklen ve ruhen sağlıklı, ahlaklı, sağlam bilgilere sahip olmalıydı. Bu şartlar sağlandıktan sonra diploma vs. gibi hususlara dikkat edilirdi. Ayrıca bir okulda boş kadro varsa ve çok sayıda kişi başvuruda bulunduysa, içlerinden en liyakatli olanını seçmek için bir jüri tarafından sınav yapılırdı. Burada adayların bilgi düzeyine uygun sorular sorulur ve soruların cevabı dinlendikten sonra konuyla ilgili bir tez yazmaları istenilir. Tezin sunumundan sonra ise jüri adayları değerlendirir ve içlerinden en uygun olanını bu şekilde okula atardı. Üstelik bu mülakat herkese açık yapılırdı. Türkiye’de ise ahlaki ve ruhsal yapıya pek önem verilmeden, KPSS sınavına girip yüksek puan alırsan ve yapılan mülakatı da geçersen çocuklar sana emanet..!

Osmanlı’da eğitiminde tek başına yardımsız öğrenilen bilgi hoş karşılanmaz, başkası ile bilgileri paylaşmak da teşvik edilirdi. Türkiye’de ise nasıl ve nereden öğrenirsen öğren ama öğren…!

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.