giresun üniversitesi Giresun University kerasus giresun gazete giresungazete giresun gazete giresun gazete net Giresun ışık Giresun Işık Gazete Gazete Işık gazetecilik giresun yerel haberler giresunhaber Giresun haber giresun yerel haberler giresun yerel gazete giresunsondakika giresun sondakika kazaolay sondakika giresun giresun belediyesi çotanak yeşilbeyaz giresunspor fotoğraf fotoğrafçılık piraziz bulancak dereli keşap espiye yağlıdere şebinkarahisar tirebolu alucra espiye bulancak camoluk şebinkarahisar tirebolu alucra espiye bulancak keşap
DOLAR
9,5418
EURO
11,0813
ALTIN
550,48
BIST
1.509
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Giresun
Yağışlı
14°C
Giresun
14°C
Yağışlı
Çarşamba Az Bulutlu
17°C
Perşembe Sağanak Yağışlı
16°C
Cuma Sağanak Yağışlı
16°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
18°C

Osman Ağa ve Fahrettin Altay

Milli Mücadele başlamış, Erzurum ve Sivas Kongreleri toplanmış, İstanbul İngiliz, Fransız, İtalyan ve ABD işgal güçleri tarafından işgal edilip, Meclis-i Mebusan kapatılınca  Ankara’da yeni Türk Devleti’nin Yüce Meclisi’nin (I.TBMM) açılış hazırlıkları yapılmaya başlanmıştır.

 

İstanbul hilafet merkezi ise, bu “kutlu” açılışı baltalamak için yandaş hocalarına bir fetva yayınlatıp, Kuvayı Milliye (vatanperver) hareketinin karşısına dikiliyor. Ankara ise “vatanperver” müftülerden “Hareket meşrudur (yasaldır)” fetvası alıyordu.

 

Çünkü, var ya da yok olma günleri yaşanmakta, ülke işgal altındadır. Bu sırada Fahrettin Altay Konya’da görevlidir ve “İstanbul’un” fetvasına” destek vermektedir. Konya’dan da İstanbul fetvasının geçersiz olduğuna dair fetva talep edilince, Zeynelabidin buna karşı çıkar.

 

Mustafa Kemal, işin takibi için Konya’ya Feridun Kandemir’i gönderir. Konya Müftüsü başkanlığında “hocalar (?)” toplanır. Feridun Kandemir bilgi almak ister, karşısına Fahrettin Altay çıkar ve Kandemir’i görür görmez, tespihli sağ elini hiddetle kaldırıp, üstüne doğru savurarak yüksek sesle bir haşlamaya başlar;

-“Sen, ha? Sen gider, Müftü Efendiyi rahatsız edersin? Fetva meselesi ne olacakmış? Sana ne? Sen kim oluyorsun ki, böyle işlere karışıyorsun? Zaten gazeten de malum. Yediğiniz naneler meydanda. Bir Mustafa Kemal Paşa’dır tutturmuşsunuz. Padişahımız efendimize karşı isyan eden bu adamın peşinde ne halt ettiğinizi bilmiyorsunuz. Bir daha böyle bir şeye burnunu soktuğunu görürsem, yakarım canını… Anladın mı? Haydi defol karşımdan!..”[1]

 

Bu gelişme üzerine Fahrettin Altay’ın zapturapt altına alınmasına karar verilir. Refet Bele komutasında bir kuvvet Konya’ya gönderilip, Fahrettin Altay bir trene bindirilip Ankara’ya getirilir ve “Kuvayı Milliye’ye (vatanperverlere)” biat eder ve hizmete başlar (3 Nisan 1920).

Osman Ağa ise bu tarihte Giresun’da Kuvayı Milliye’ye (vatanperverleri) örgütlemiş, yeni bir Ordu’nun ilk neferleri olacak olan “Giresun Milli Askeri Tabur”unun hazırlığına başlamıştı.
Daha sonraları, Milli Mücadele sırasında yollar keşişmiş, Osman Ağa, İsmail Hakkı Tekçe tarafından 1 Nisan 1923’de “kendisi hakkında bildiklerini söylemesin diye”  şehit edilmiştir.

Osman Ağa, 1901 ve 1902 doğumlu Giresun Gönüllüleri arasından “hafız” yetiştirmek ister. Giresun’dan her ayrılışında dualarla yola çıkar, cephede Kurdoğlu Hacı Hafız’ın okuduğu Kur’an Sureleri ile dinlenip, yorgunluğunu giderir.

 

Fahrettin Altay ise 1959’da “İslam Dini[2] kitabını “Yeni nesil aydın gençlerimizden bazıları din işlerine dair içlerinde bir boşluk duyduklarını söylüyorlar… onları mümkün mertebe bu zorluklardan kurtarmak ve anlayamadıkları noktalara akıllarını erdirmek çarelerini göstermek” amacıyla İslam Dini kitabını yazdığını belirtir.

Fahrettin Altay yazdığı eserinde, “Allah sözcüğünün anlamını hiçbir sözcüğün veremeyeceğini, yaradılış konusunda esas olanın bir yaratıcının kabulü olduğu, yaradılış şeklinin önemsiz olduğunu, yaratılıştan sonra değişim geçirerek insana dönüşüldüğünü[3] iddia eder ve “bütün dinlerin düzen ve refah için olduğunu, ayrılığın şekilden ibaret olduğunu ve zaman içinde ortaya çıktığını, Hz. Muhammed’i insan, vahyinin ise ilham olduğunu[4] ileri sürer.

 

Ayrıca, “Kuran’ı herkesin anlaması için ulusal dillere sözcük, sözcük çevrilmesi ve Arapçasının da beraber yazılmasının doğru olacağını, zamana bağlı olarak yorumların değişebileceğini[5] söyleyerek, şu görüşleri ileri sürer:

 

İslam Dini’nin bir şiddet dini olmadığını, şiddeti ancak saldırıya karşı koyma amacıyla meşru saydığını, Berat ve Kadir gecelerinin dışındakilerin uydurma olduğunu, Süleyman Çelebi’nin Mevlidinin bu hurafelerden kendisini kurtaramadığını, zorunlu durumlarda günde en az bir namazın yeterli olacağını, sıkışık zamanlarda kıbleye dönük ve baş yerde iken sadece Allah demenin yeterli olacağını, Cuma namazının toplu olarak kılınması gerektiğini, namazın ayakkabı ile kılınabileceğini, pantolonun oturmayı zorlaştırmasından dolayı camilerin dekorunun değiştirilmesi gerektiğini (kilise gibi sıralı düzen ve sıra aralarında seccade olacak şekilde)[6] belirtir.

Osman Ağa, Büyük Taarruz sonunda Yarbay rütbesi ile Giresun’a dönerken Samsun eşrafının bir beze yazdırıp, Gülnihal Vapuru’nun bordasına astığı “inna fetehnaleke fethan mübina” (Fetih Süresinin ilk ayeti ki “Doğrusu biz sana apaçık bir fetih ihsân ettik” anlamındadır) flaması ile döner.[7]  Atatürk’ün Selanik’teki evinin duvarında da aynı sure asılıdır.

Kar, izleri örtmesin.

Evvel gidenlere selam olsun.

[1] Feridun Kandemir, Siyasi Dargınlıklar, Cilt I, İstanbul 1955, s.40 v.d

[2] Fahrettin Altay, İslam Dini (Aydın Gençler İçin), Ölçülü Yayınevi.

[3] Fahrettin Altay, a.g.e., s.5

[4] Fahrettin Altay, a.g.e., s.6 v.d

[5] Fahrettin Altay, a.g.e., s.11 v.d.

[6] Fahrettin Altay, a.g.e., s.15 v.d.

[7] Mehmet Şakir Sarıbayraktaroğlu, Osman Ağa ve Giresun Uşakları Konuşuyor, İstanbul 1975, s.190

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.