$ DOLAR → Alış: 8,12 / Satış: 8,15
€ EURO → Alış: 9,59 / Satış: 9,63

Ölülerden ve kutsallardan medet umma

Nurettin BÖLÜK
Nurettin BÖLÜK
  • 19.09.2020
  • 29 kez okundu

Bir önceki yazım ‘Ölüye Yapılan Telkin’ idi. Bu günkü yazım ise ölenlerden, kutsallardan, yatırlardan insanların beklentisi üzerine olacaktır.

İnsanın ilk aklına gelen ölen işitiyorsa telkin alarak ikna oluyorsa, niye işittirmesin! İnsanların istek ve dileklerini yüce makama niye ulaştırmasın? Ölüye yapılan telkine inananın, ölüden de yardım istemesini yadırgamamak gerekir.

Yaptığım incelemelerde dinine bağlı insanların; Fazla sorgulamadan din adına söylenen her şeyi olduğu gibi kabul ettiklerini gördüm. Bu kabuller zaman içerisinde öyle bir hale geliyor ki herkes doğruyu söylese bile kültür haline gelmiş genetiğe işlemiş kabulleri değiştirmek mümkün olmuyor. Hatta İslam öncesi dini öğretiler İslam geldikten sonra kesin ayetlerle yasaklanmış olanlar bile günümüze kadar devam etmektedir. Kültür değişimleri nasıl uzun yıllar alıyorsa, yeni dinin öğretileri eski dinin öğretilerini kısa zamanda silip ortadan kaldıramıyor. İnsanlar hangi dönem olursa olsun, olağanüstülükleri olağan olana tercih ediyor. Zora gelemeyip kolaycılığa kaçıyor.

2004 Yılında eşimle beraber Umre’ye gittik. Kabe’de tavaf ederken bir kadının elindeki seccade, kalem ve silgiyi Kabe’nin duvarlarına sürerek dua ettiğini gördük. Eşimle yanına yanaşarak bu işi niye yaptığını sorduk. Verdiği cevap karşısında ikimizde donakaldık. Lise son sınıfta bir torunu olduğunu, bu yıl üniversite imtihanlarına gireceğini belirttikten sonra; Kabe duvarlarına sürdüğü seccade ile namaz kılacağını, silgi ve kalemi de imtihanda kullanacağını, Kabe duvarına sürülen silgi ve kalemle üniversite imtihanında başarılı olacağına inandığını söyledi. Böyle yapanların başarılı olduklarını bildiğini de ilave etti.

Hacı teyzeye, duvarın bildiği ve yapacağı bir şey olmadığını torununu ara, çalışmaya devam etmesi gerektiğini söyle, dedikse de bizi dinlemedi. Allah’ın ismi kadar doksan dokuz defa Kabe duvarlarına seccade, kalem ve silgiyi sürmeye devam edeceğini tekrarlayınca oradan uzaklaşıp tavafımıza devam ettik.

Ben Türk boylarından Çepniler’in ağırlıklı olduğu bir çevrede büyüdüm. Bilhassa çocukluğumda insanlar kendileri ve çocuklarının sağlık problemlerini gidermek için, köyün en yüksek tepesi olan “Ocak” adını verdikleri yere çıkar orada dua ederler, çocuklarının veya kendilerinin sağlıklarına kavuşacaklarına inanırlardı. Aynı işi çocukları olmayan kadınlar ve evlenme çağına gelmiş genç kızlarda yaparlardı. Ocak denilen bu tepelerde evliya olduğu, bu evliyanın yardımıyla dualarının kabul olunacağına inanırlardı. Hatta bu tepeye Evliya Tepesi de denirdi.

Yine şimdi azalmakla beraber, aynı gerekçelerle bilhassa Cuma günleri, Merkez Cami çevresini dertlerine çare arayan kişilerin yedi defa dolaşarak dua etmeleri cami ve içindekilerden medet ummalarını da bu tür adetlerden sayabiliriz.

Bunlar İslam öncesi Türk inancının, İslam sonrası da bırakılamayan dua ritüelleri olmakla beraber; ocakların evliya tepesi olması ve cami etrafında yedi defa dönülmesi Müslümanların adetlerinden esinlenmiştir. Bugün bazı Müslümanların evliya kabul ettikleri kişilerin mezarlarından medet umarak dua etmesi, Evliye Tepesi’nde yapılan duaya, camilerin çevresinde 7 defa dönülerek yapılan duaları da Kabe çevresinde 7 defa dönülerek yapılan tavafa benzetebiliriz.

Müslümanlar arasında ölmüş din büyüğü sayılan kişilerden yardım istenmesi günümüzde üzerinde en çok üzerinde durulması gereken konular arasındadır. Üzerinden kendi gücüyle kalkamayacağına inandığı dertleri ve istekleri olan kişiler; bilhassa mübarek sayılan gün ve gecelerde, türbe ve yatırlara giderek dua ederler. Dualarını Allah’a yapmalarına karşın, bu ölmüş kişileri de zikrederek dualarının kabulü için yardım isterler. Aynı şeyi bazı tarikat ve cemaatlerde ölmüş veya yaşayan büyüklerini aracı yaparak dua ederler. Mezarlarını ziyaret edip adaklar adamayı dinin ve dindarlığın bir gereği sayarlar.

Bu dua şekilleri Hristiyanlardan geçen uygulamalardır. Papalar; bakire ve temiz kabul ettikleri Meryem Ana’nın adını hep dualarında zikrederler. Ve O’nun adıyla yapılan duaların kabul olacağına inanırlar. Meryem Ana’nın dua edeni tanıdığını ve işittiğini kabul ederler. Bu bugünde yapılır. Allah’ın ayetlerinde ne istediklerini okuyup anlamak istemeyen Müslümanlarda bu yanlışlığı yapmaktadırlar.

Halbuki Allah; Ahkaf surei 5. ayetinde “Allah’ın yakınından kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek kimseleri çağırandan daha sapık kim olabilir? Oysaki bunlar onların çağrısının farkında değillerdir.” Ayet gayet açık. Ölülerin kendilerini görüp işittiğine inanları Allah; sapık olarak nitelendiriyor. Bu görme gücü ve iradesi sadece ve sadece Allah’a aittir. Allah son elçisi Hz. Muhammed’e bile böyle bir güç ve yetki vermemiştir. Ve bu konuda peygamberi bile uyarmıştır. O’na hitaben “Biz seni onların üzerinde bir koruyucu yapmadık. Sen onların üzerinde bir vekilde değilsin. (Hud suresi 12. Ayet )

Yine Neml surei 62. Ayette Allah; Darda kalmış kişi dua ettiği zaman onun yardımına kim yetişiyor da sıkıntıyı gideriyor ve sizi yeryüzünün hakimleri yapıyor? Allah ile beraber başka bir ilah mı var? Ne kadar az düşünüyorsunuz?

Özetle: Kur-an’da en az 50 ayette, Allah kendisinden başkasına ibadet etmeyi ve yardım istemeyi şirk olarak nitelemiştir. Ki, şirk’in affı bile yoktur. Allah korusun…

Müslüman; Mezarlıklara ibret almak ve ölene dua etmek için gider. Din büyüğü sayılan kişilerin sayısının artırılması için yine Allah’tan yardım ister. Gerisi büyük günahtır. Namaz kılanların her gün 40 defa okuduğu “İyyake na’budu ve iyyake neste’in” yalnız sana ibadet eder, yalnız senden isterim ayetini boşuna okumuş olur.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
New post (%TITLE%) has been published on %SITENAME%