giresun üniversitesi Giresun University kerasus giresun gazete giresungazete giresun gazete giresun gazete net Giresun ışık Giresun Işık Gazete Gazete Işık gazetecilik giresun yerel haberler giresunhaber Giresun haber giresun yerel haberler giresun yerel gazete giresunsondakika giresun sondakika kazaolay sondakika giresun giresun belediyesi çotanak yeşilbeyaz giresunspor fotoğraf fotoğrafçılık piraziz bulancak dereli keşap espiye yağlıdere şebinkarahisar tirebolu alucra espiye bulancak camoluk şebinkarahisar tirebolu alucra espiye bulancak keşap
DOLAR
13,7252
EURO
15,5406
ALTIN
782,17
BIST
1.880
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Giresun
Az Bulutlu
18°C
Giresun
18°C
Az Bulutlu
Cumartesi Çok Bulutlu
22°C
Pazar Çok Bulutlu
16°C
Pazartesi Az Bulutlu
21°C
Salı Az Bulutlu
21°C

Mustafa Kemal’e Ankara’da Suikast Planlaması

“Topal Osman Ağa’nın Şehit Edilmesi Bahanesiyle Mustafa Kemal’e İzmir’den Önce Ankara’da Suikast Planlaması-Mayıs 1926”

I.TBMM’de Muhalif Grup içinde kalan ve yaşı tutmadığı halde yaşı büyültülerek Rize Milletvekili olarak meclise üye seçilen Ziya Hurşit’in Mustafa Kemal’e olan “düşmanca fikirleri” aday olamadığı II.Dönem TBMM seçiminden sonra daha da artırmıştı. Ziya Hurşit’in ağabeyi ve II.TBMM’de Ordu milletvekili olan eski Ordu ve Samsun Mutasarrıfı (Valisi) Ahmet Faik Günday (1884-1967) ise (“azılı” bir Topal Osman Ağa düşmanı olması bir yana), kardeşi Ziya Hurşit tarafından “Atatürk’e Ankara’da suikast yapılacağını” bildiği halde bunu gizlemiş; İzmir yargılamasında da beraat etmişti.[1]

Ziya Hurşit’in en önemli yardımcısı ise, Milli Mücadele’den sonra II.TBMM seçimlerinde İzmit Milletvekili seçilen eski Serez Mutasarrıfı Ahmet Şükrü[2] beydi. Ankara eski Valisi Abdülkadir de işin içinde olup, Ziya Hurşit ile İstanbul’da evinde planladıkları şekilde, Kadıköy iskelesinde İzmit Milletvekili Ahmet Şükrü ile Ziya Hurşit’i buluşturmuştu. Suikastçıların kendilerince gerekçeleri de hazırdı:

“(Güya) Mustafa Kemal, Mustafa Suphi ile arkadaşlarını, İsmail Hakkı Tekçe’ye Enver pa­şanın eski adamı ve Sakarya Savaşı sırasında Enver paşayı Batum’dan ülkeye getirmek için hazırlıklar yapan (İskele Hükümeti başkanı olarak da bilinen) Trabzon Kayıkçılar kahyası Yahya’yı, Çankaya muhafız komutanı Topal Osman’ı ve I.TBMM muhalif grup liderlerinden Trabzon milletvekili Ali Şükrü Bey’i öldürtmüştü.[3] Düşüncelerine göre, Karadeniz kıyı­larının büyük adamlarını bozuk para gibi harcayan bu hükümeti ve onun başı Mustafa Kemal’i ortadan kaldırmak artık farzolmuştu. Ayrıca, belinde iki tabancayla gezen (Deli) Halit (Karsıalan) paşayı, Meclisin çatısı altında vurup öldüren Kel Ali’nin (Çetinkaya) belinde silahla dolaşıp durmasını, ‘muhaliflerin (ve eski komitacı ittihatçıların) başlarının ucunda Damokles’in kılıcı gibi sallanmasına’ yormaktaydılar. (Onlara göre) Bütün muhalifler, bütün ittihatçılar tehlikedeydi. Henüz ortada bir güç olarak gezip dolaşırken, bu aralıktan (fırsattan) yararlanarak hükümeti alaşağı etmeli, eski İttihatçıların da yardımıyla yapılacak bu işten sonra daha insaflı bir hükümet kurulmalıydı.”[4] Aslında, amaçları Şeyh Sait İsyanı’nın (3 Şubat-31 Mart 1925) batırılmasının üzerinden daha bir yıl geçmemiş olması ve tüm asayişin dikkatinin Doğu bölgesinin üzerinde olması durumundan da yararlanarak, haince planlarını uygulamaktı.

Ziya Hurşit, tetikçi olarak eski tanıdığı ve Milli mücadele döneminde İstanbul’u haraca  bağlamış olan Laz İsmail’i; Laz İsmail’de Batum’da cinayet işlediğinden aranan keskin nişancı Gürcü Yusuf’u ayarlamıştı. Kiralık katillerin ayarlanmasından sonra İzmit Milletvekili Ahmet Şükrü ile buluşan Ziya Hurşit, “Mustafa Kemal’e suikastın Ankara’da Bakanlar Kurulu binası içinde yapılmasına” karar verdiler ve soluğu Ankara’da 1926’nın Mayıs’ında Ankara’da aldılar.

“Mustafa Kemal’e yapılacak suikast, içerden, dışardan bütün eski İttihatçılar, dargınlar, küskünler, kızgınlarca da destekleniyordu. Batum’da, Kurtuluş Savaşı  boyunca Enver paşanın yanında ‘Türkiye’ye gelerek yönetimi ele geçirmek tutkusuyla’ bekleyip durmuş olan bu eski ittihatçılardan bir grup, eylemci bir komite olarak suikast işine de el atmış, sonucu sonsuz bir sabırsızlıkla bekliyordu. İçerde, Kara Kemal, İsmail Canbolat, Cavit, Ahmet Şükrü, Abdülkadir gibi yavuz adamlarının bulunuşuna büyük umut bağlamışlardı. Birinci dönem Trabzon milletvekillerinden  Hafız Mehmet, Batum’da ki ittihatçı komiteyle ilişki kurmuş, sonra da kiralık katil olarak Sürmeneli Keleş Mehmet adlı biri ile aracılık yapacak kişiyede gerekli ödemeleri yapmıştı. Şu sırada Keleş Mehmet’in de Ankara’da bulunması gerekirken ortalarda yoktu. Çünkü, parayı ödediği adamı paraları yemiş ve Keleş Mehmet ile görüşmemişti. Ziya Hurşit de, çok iyi bir nişancı olan Keleş Mehmet’i elde etmek uğruna çok çalışıp çabalamışsa da bunu başaramamıştı.”[5]

Ziya Hurşit, Ankara’da iki kiralık katili Karadeniz oteline yerleştirdikten sonra Ordu milletvekili olan ağabeyi Ahmet Faik Günday’ın yanına gitmiş, onun yadımı ile kendisine ve kiralık katiller Laz ismail ve Gürcü Yusuf’a TBMM giriş kartı aldıktan sonra TBMM’de keşif yapmışlardı.TBMM keşfinden sonra Ankara’da (Ayıcı) Arif ile buluşmuş, Çankaya ve Bakanlar Kurulu binası ve çevresinde de suikast için keşifler yapmıştı.

Suikasttan haberi olan Ahmet Faik Günday bir yandan ‘kardeşi ve adamlarının bir ayak önce çekip İstanbul’a gitmelerini’ isterken, diğer yandan da Mustafa Kemal ve Hükümete haber vermeyerek, başında önlenecek olan bir girişimi önlememediği gibi, daha sonra suikast halkasına katılacak olan eski kodaman İttihatçıların, İzmir Suikastı nedeniyle 13 Temmuz 1926’da idam edilmelerine dolaylı olarak yardım etmişti. Ayrıca, suikast işinden Ankara’da bulunan kodaman tüm itthatçılar haberdar olurken, hükümete kimse haber vermemiş ve sonlarını hazırlamışlardı. Bunlardan biri olan Dadaş Rüştü Paşa[6] (1872 Erzurum, 13 Temmuz 1926 İzmir) durumu Rauf Orbay’a haber vermiş, Rauf Orbay’da, “Ordu milletvekili olan Ziya Hurşit’in ağabeyi Ahmet Faik’i bir güzel haşladıktan sonra İzmit Milletvekili Ahmet Şükrü’yü bulmaktagecikmemiş ve kendisine:

‘Şükrü bey, olmayacak bir iş arkasında koştuğunuzu, bunu da bugünlerde denemek üzere olduğunuzu bütün arkadaşlar gibi ben de öğrenmiş bulunuyorum. Çok yanlış bir iş arkasındasınız. Eğer ayağınızı denk almayacak olursanız dört savaştan sağ çıkmış olan bütün Türk aydınlarını cellatın ipine vereceksiniz. Mustafa Kemal, son kerte atik, atak bir askerdir. O’nun kaç kez suikasttan kurtulmuş olduğunu siz de benim gibi bilirsiniz. İttihat ve Terakki zamanında onu Selanik’te (Ağustos 1908’de (T.A.)) Halil paşaya vurdurmak istediler. Onu atlattı.

İki kez Çerkez Ethem bey öldürmek istedi. Bir kez (Ankara Garı’nda) Direksiyon’daki odasında, hatta yatağında, bir kez de (Ulus) Taşhan’ın önünde.[7] Sonra, Mustafa Sağir denen Hintli İngiliz casusu onu vurmak üzere Ankara’ya, onun burnunun ucunda dek sokuldu, ipte can verdi. Bir de Samsun’a ilk çıktığında onu bir Kürd’e tabancayla öldürtmek istediler, ondan da kurtuldu. Kim bilir, daha nice kişi yada örgütçe öldürülmek istendi de kurtuldu, orasını ancak Allah bilir. Daha yakın zamanlarda, çifte tabanca taşıyan (Deli) Halit paşa, kel Ali’nin (Çetinkaya) elinin altında can vermeseydi, kesinlikle Mustafa Kemal’i vuracaktı.

Bunca suikast başarısızlığı insana sağduyuya götüren birtakım ipuçları vermelidir. Ben, Mustafa Kemal’ce tekmelenmiş, siyasal yaşayıştan uzaklaştırılmış bir adamım. Yine de onun vurulup öldürülmesini, buna girişilmesini dahi istemiyorum. Sizin, bütün eski ittihatçıların dirimi tehlikeye girdiği gibi benim de, benim gibi yansız olan bir­ çok kişinin de dirimi tehlikeye girecektir. Şimdilik, bu işin salt söylentisi geldi kulağımıza, eğer bunu gelip bize bütün ayrıntıları ile açıklamazsanız ben kendim durumu Gazi’ye bildirmek zorunda kalacağım. Sizin bu davranışı­nız, yolunu şaşırmağa başlamış olan dönemi büsbütün yokuşa, yanlış yollara sürecektir. Mustafa Kemal, bundan sonra ülke için çalışacağına devrimler yapacağına salt kendini savunmak üzere düzen almak zorunda kalacak; onu uyaracak hiçbir eski görgülü dostunu yanıbaşında bulamamanın bunalımı içinde zor günler geçirecek ve bundan bütün ülke zarar görecektir. Gözünüzü seveyim, durdurun bu suikast kepazeliğinizi.”[8]

Rauf Orbay’ın bu uyarısından sonra suikastçılar Ankara’dan ayrıldılar ve planlarından da vazgeçmediler. 1916 yılı Haziran sonunda İzmir’e gidecek olan Mustafa Kemal Paşa’ya, İzmir’de suikast yapmak üzere karanlık bir yolda ilerlemeye başladılar[9] ve sonunda Temmuz 1926 başında önemli sukiastçılar İzmir’de, siyasi kodamanlar ise Ankara’da yargılandılar.[10] Rauf Orbay ise “kendi dirimini sağlama almak için” soluğu daha önce Londra’ya giden Dr.Adnan ve Halide Edip Adıvar gibi, “Avusturya kaplıcalarında tedavi olmak” bahanesiyle yurt dışında alacaktı.

Kar, izleri örtmesin!..

[1] Ziya Hurşit ve muhalifler Ankara’da Attaürk’e suikast yapılmasının imkansızlığını anlayınca İstanbul’a dönmüşler ve Bursa’da suikast yapılması için hazırlıklar yapmışlardır. Sonunda, Atatürk’ün Haziran 1926 sonunda İzmir’e gideceğini öğrenince İzmir’de Kemeraltı’nda suikast yapmak için hazırlık yaparak, beklemeye başlamışlardır. İçlerinden Giritli Şevki’nin suikastı ihbar etmesi üzerine “suikastçılar” tutuklanmış ve Temmuz 1926 başında İzmir’de İstiklal Mahkemesi’nde yargılanmışlardır.

[2] Ahmet Şükrü Bey, “Turancı Şükrü Bey” olarak bilinirdi. “Kastamonu doğmuş, Trabzon’da okumuş, İstanbul Muallim Mektebi’ni bitirdikten sonra tarih öğretmenliği ve maarif müdürlüğü yaptıktan sonra Selanik Hukuk Mektebi müdürlüğüne atanmıştı. Serez Mutasarrıflığına atandıktan sonra meşhur olmuştu. 10 Mart 1919’da İngilizler tarafından tutuklanan 20 kişi arasında olup, 28 Mayıs 1919’da Malta’ya gönderildi. 21 Ekim 1921 tarihinde, İngiltere ile yapılan anlaşma uyarınca, Malta sürgünleri Türkiye’ye gönderildiğinde, Ahmet Şükrü Bey İnebolu’ya ayak basar basmaz doğru Ankara’ya gitti.  Mustafa Kemal Malta’dan dönenlere kucak açtı ve Şükrü Bey’i Trabzon Valiliğine atadı. Mustafa Kemal’in 1923’de kurduğu Halk Fırkası’nı desteklememiş  olmasına rağmen, Rauf Orbay ve eski İzmir Valisi Rahmi Beylerin yardımı ile İzmit’ten 1923 seçiminde milletvekili seçildi. Ahmet Şükrü Bey ve “komitacı ruhlarını devam ettiren” eski İttihatçıların niyeti Meclis’te çoğunluğu sağlayarak Mustafa Kemal’i devirmek ve iktidarı ele geçirmekti. (http://tarihtenanekdotlar.blogspot.com/2014/10/540-serez-cetesinden-izmir-cetesine.html)”

[3] İsmail Hakkı Tekçe, Yahya Kahya’yı öldürdüğünü itiraf edene kadar, Yahya Kahya’yı Topal Osman Ağa’nın öldürdüğü zannedilmekte ve Milli Mücadele dönemenine dair tüm hatıratlarda bu şekilde geçmektedir. Topal Osman Ağa bunu sağlığında açıklamış olmasına rağmen “gerçeğe” maalesef kimse itibar etmemiş ve hala eski hatıratlarda bu yanlış bilgi (iftira) yazılmaya devam etmektedir.

[4] Hasan İzzet Dinamo, Kutsal Barış, C-V, s.313 v.d.

[5] Hasan İzzet Dinamo, Kutsal Barış, C-V, s.323

[6] “1893 yılında Harp Okulu’nu topçu subayı olarak bitirdi. Balkan Savaşları’na katıldı. I. Dünya Savaşı’nda Kolordu Topçu Komutanlığı, 9. Kafkas Tümeni Komutanlığı yaptı. Türk Kurtuluş Savaşı’nda 3. Kafkas Tümen Komutanlığı görevinde bulundu. 1921 yılında Sakarya Meydan Muharebesi sonrasında Mirliva rütbesine terfi etti ve ‘Paşa’ unvanı aldı. Sırasıyla 9. Kafkas Tümeni  ve 9. Kolordu Komutanlığına atandı. Bu görevdeyken Ağustos 1923 tarihinde Erzurum mebusu seçildi. Halk Adının İzmir Suikastı Girişimi’ne karışması dolayısıyla 13 Temmuz 1926 tarihinde idam edildi.”

[7] Çerkez Ethem’in planladığı bu iki suikastta Topal Osman Ağa’nın Atatürk’ün korumalığını üstlenen gönüllü Giresunlu muhafızlarının atikliği sayesinde önlenmiştir. Ve hatta, Aralık 1920 başında Çerkez Ethem ve Atatürk trenle Eskişehir’e giderken, Topal Osman Ağa adamlarını bir vagona doldurmuş ve Çerkez Ethem’i “bu iki hain teşebbüsü sebebiyle” öldürmeyi planlamış, bunu açıkladığı Kılıç Ali Çerkez Ethem’in adamlarına haber vererek önlemiştir. Eskişehir’de trenden inen ve doğruca Kütahya’ya giden Çerkez Ethem, o andan itibaren muhalif olmuş ve Yunan’a sığınmıştır (Ocak 1921).

[8] Hasan İzzet Dinamo, Kutsal Barış, C-V, s.329 v.d

[9] Suikastı eski İttihatçılardan kendisine işbirliği teklif edilen Giritli Şevki haber vermiştir. Giritli Şevki ihbar mektubunda:

“Gazi Paşa Hazretleri’ne,

Bendeniz Yunan Harbinde Sarı Efe Edip Bey’in arkadaşı idim. Dün akşam bir haber gönderdi. Bir yere gittim. Orada tanıdığım Hilmi isminde bir zabitle hiç tanımadığım sonradan anladığım sabık Lazistan Mebusu Ziya Bey isminde birisi vardı. Ve size suikast edecekleri ve onlara muavenet etmekliğimi teklif ettiler. Bendeniz hemen orada işlerini bitirmek şiddetle fikrimden geçti ise de daha önce halaskarımıza haber vermek daha iyi olacağını hissettim ve muavenet edeceğimi söyledim. Ve bütün plan ve arkadaşlarını anladıktan sonra ayrıldık.

Buranın zabıtasına emin olmadığım için doğrudan doğruya zat-ı alinize haber veriyorum. Planlarını anlatmak için yazım az olduğundan emir buyuracağınız zata şifahi anlatmaya hazır olduğumu arz ile hürmet eylerim.

15 Haziran 1926

Giritli Şevki

(1926 İzmir Suikastı ve İstiklal Mahkemeleri, DEÜ, İTE Yay. s.26).”

[10] İzmir Suikastı davasında 13/14 temmuz 1926 gecesinin sabahında idam edilenler: Ziya Hurşit, Laz İsmail, Gürcü Yusuf, Çopur Hilmi, Ahmet Şükrü, (Ayıcı) Arif, İsmail Canbulat, Sarı Efe Edip, Abidin Halis Turgut, Rüştü, Hafız Mehmet, Miralay Rasim, Kara Kemal Bey (27 Ağustos 1926 günü intihar etti) ve Abdülkadir 13 Temmuz 1926’da İzmir’de idam edilip, Bornova Kokluca mezarlığında defnedildiler.

Yargılamaları  Ankara’da yapılanlardan Cavid, Hilmi , Nail ve Dr. Nazım Beyler 26/ 27 Ağustos gecesi Cebeci’deki Umumi Hapishane (Ulucanlar) önünde idam edilip, hapishanenin avlusuna defnedildiler. Suikastçıların adlarını kullanan Karabekir Paşa başta olmak üzere bütün komutanlar ve idam edilen Ziya Hurşit’in ağabeyi Ordu milletvekili  Ahmet Faik Günday ise beraat etti.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.