$ DOLAR → Alış: 6,75 / Satış: 6,78
€ EURO → Alış: 7,66 / Satış: 7,69

MEŞHUR “GÖRELE KESME PASTASI”NIN TARİHÇESİ

Seyfullah ÇİÇEK
Seyfullah ÇİÇEK
  • 11.09.2019
  • 903 kez okundu

Meşhur Görele Kesme pastasının tarihçesini merak edip, sevgili Yunus Gülşen’e sordum.

Birazcık bir şeyler anlattı ama tatmin olmadım.

Serde tarihçilik de var ya…

Daldım arşivlerin içine.

Aradım, taradım…

Sonunda çok ilginç bilgilere ulaştım.

Öğrendiğime göre…

Sevgili Yunus’un ataları Kırım’dan gelmeymiş.

O söylemese de, çekik gözleri zaten kendisini ele veriyor!

Yani anlayacağınız, Yunus kardeşim tipik bir Kırım Tatarı.

Neyse, devam edelim.

Yunus’un dedesenin, dedesinin de, dedesi… Gülşenzade Yunus Efendi, Kırım’ın en meşhur kesme pasta ustasıymış.

Namı Kırım sınırlarını aşıp, Osmanlı ülkesinin dört bir köşesine yayılmış.

Fatih Sultan Mehmet, 1475 yılında Kırım Hanlığı’nı Osmanlı topraklarına katınca, Kırım Hanı Hacı Giray Han’a bir name-i hümayun göndererek:

-Tiz o pastacı bana gönderile! Demiş.

Hacı Giray Han, bu emir üzerine, Yunus Gülşen’in dedesinin, dedesinin dedesi Gülşenzade Yunus Efendi’yi 1475 yılında derhal Fatih’e göndermiş.

Fatih, ayak bastısı olarak bir kese altınla ödüllendirdiği Yunus ustayı, Pastacıbaşı rütbesi vererek, hemen sarayda göreve başlatmış.

Kırımlı Gülşenzade Yunus Efendi hemen kolları sıvayıp, işe koyulmuş.

Mis gibi pastalarının kokusu, Topkapı Sarayı’nın duvarlarını aşıp, bir anda tüm İstanbul semalarını sarıvermiş.

Herkes bu enfes kokunun nereden geldiğini merak ede dursun…

Koca Fatih, bu nefis pastaları birer, ikişer mideye indirmeye başlamış.

O günden sonra pastasız bir günü olmamış.

Böylece günler geceleri, haftalar ayları kovalamış.

Böylece aradan bir yıl geçmiş.

Hani, “Azı karar, çoğu zarar!” derler ya…

İşte o hesap, Padişah hazretleri bir gün pastanın dozunu fazla kaçırmış.

E, haliyle mideyi, bağırsaklar fena halde bozmuş.

Sancıdan iki büklüm olan Fatih, daha fazla dayanamayıp gazaba gelerek;

-Tiz bu herif-i naşerif uzak diyarlara sürüle! Diye gürlemiş.

Bu emir üzerine Kırımlı Gülşenzade Yunus Usta, 1476 yılında bir bölük muhafız eşliğinde Görele’ye sürgün edilmiş, bundan sonra mesleğini burada sürdürmüş.

O gündür, bugündür bu pastanın adı, “Görele Kesme Pastası” diye anılır olmuş.

Kuşaktan kuşağa yüz yılları deviren bu pastanın namı zamanla tüm dünyayı tutmuş.

Bu ülkelerden biri de, Fransa imiş.

Gelin sizi, 1789 Fransa İhtilalinden öncesine götürelim.

Mutlak Monarşi ile yönetilen Fransa sosyal ve ekonomik açıdan büyük sarsıntılar geçirmektedir.

Ayaklanan halk, “Ekmek bulamıyoruz” diye feryat etmektedir.

Fransa Kraliçesi Marie Antoinette, “Bu sefillere ne cevap versem”, diye düşünürken, hemen aklına, namını çok duyduğu “Görele Kesme Pastası” gelir…

Ve o ünlü sözünü söyler:

-Ekmek bulamıyorsanız, pasta yiyin!

“Görele Kesme Pastası”nın kısa öyküsü böyle.

Gelelim bugüne.

Bugün “Görele Kesme Pastası”, torun Gülşenzade Yunus’un hünerli elleriyle namını sürdürmeye devam etmektedir.

Malum, ülkemiz bugünlerde ekonomik dar boğazlardan geçmekte…

Halkın bir kısmı açlık sınırının altında yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır.

Özellikle bir lokma kuru ekmeğe muhtaç vatandaşlarıma tavsiyem;

Ekmek bulamıyorsanız, “Görele Kesme Pastası” yiyin!

Ama bir şartla…

Öğlene kadar aldınız aldınız…

Alamadıysanız şansınızın içine tükürün!

 

Not: Bu öyküyü kaleme alan Seyfullah Çiçek,

Yazdıklarının kimi uydurma, kimi gerçek!

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ