$ DOLAR → Alış: 7,87 / Satış: 7,90
€ EURO → Alış: 9,25 / Satış: 9,28

KİLİSELERLE İNSAN TACİRLERİ ELELE

Ayhan KASAP
Ayhan KASAP
  • 11.02.2019
  • 311 kez okundu

32 yaşında, 2013 yılında memleketi Gana’dan, siyasi takipden hapise atılmaktan kaçıp, Almanya’ya geliyor. İltica başvurusu kabul edilmeyince, memlekette kaçak olarak yaşamını sürdürüyor. Bu herif bir kaç ay önce, üç yaşındaki çocuğunun boynunu keserek, alman annesini de boğarak öldürerek ortaya çıkıyor. Mahkemede ki ifadesinde hakime, bu mahkemeyi tanımadığını, kendisini sadece memleketindeki bir şeriat mahkemesinin yargılayabileceğini haykırıyor! Bu saçmalık memleketin her bir tarafını kaplayan, ancak hükümetin yazılı ve görsel basına uyguladığı baskı yüzünden, normal vatandaşa yansıtılmayan vakalardan sadece bir tanesi. Merkel’in 2015 yılında, sorumsuzca sonuna kadar açtığı ve hala kapatmamakta direndiği sınır kapılarından, Almanya’yı dolduran, halk dilinde Merkel’in altuncukları olarak adlandırılan ekonomik istilacılar, parmaklarını bile oynatmadan, dört dörtlük bir rahatlığa kavuşmaları yetmiyormuş gibi, hiç cinayet tanımayan, bir burun kanamasına bile dayanamayan toplumun, yörelerini, mekanlarını, sokaklarını cinayetlerle, tecavüzlerle, saldırılarla doldurdular! İnsan tacirlerine kişi başına beşbin euro veya daha fazlasını vererek, binlerce kilometre uzaktan yola çıkın bu insanlar, haftalar, aylar süren o korkunç yolculuğun çilesi yetmezmiş gibi, akdeniz de hayatlarını kaybediyorlar. Böyle olmasına rağmen, yine de alman gemileri, bütün itirazlara, ihtarlara rağmen, Libya önlerinde topladıkları insanları, Malta, İtalya ve İspanya limanlarına getirmekten vazgeçmiyorlar. Bu dayatmanın, bu inatın bir sırrı olmalı!
Biliyorsunuz hıristiyanlık iki bölümden oluşuyor: Katolikler ve Protestanlar. Almanya’da katolikleri içinde barındıran kuruluşun adı Caritas, protestankiler Diakonie. Çalışan personel yönünden devletin ardından gelen iki büyük kuruluş: Caritas’ın bünyesinde 630, Diakonie’nin işyerlerin de 525 bin kişi çalışıyor. Hastaneler, bakımevleri, spor kuruluşları başta olmak üzere, faaliyet alanları çok geniş. Devlet sosyal hizmetlerinin büyük bölümünü bu kuruluşlara yaptırıyor. Gönüllü çalışanlar diyarı olan Almanya’da, Diakonie’de 700 bin, Caritas’da bir milyon civarında insan, adından da anlaşılacağı üzere, ücret almadan çalışıyor. Ne güzel değil mi: Devletten işi ve ücretini alıyor, parayı cebe atıyor, işi gönüllüye ücretsiz yaptırıyorsunuz! Burada söz konusu maddi kazanç olduğun da, insanlara iyiliği, güzelliği, herkese yardımı öneren kiliselerin de, „wasser predigen wein trinken“ su önerip, şarap içiyor“ oldukları ortaya çıkıyor! Çark şöyle dönüyor:
Birleşmiş milletler şu genel adı NGO olan yardım kuruluşlarına büyük maddi yardımlar yapıyor. Değişik isimler altında irili ufaklı Almanya’da görev yapan bu kuruluşlar devletten aldıkları yardımın yanısıra halktan da para topluyorlar. Bu paralarla gemiler satın alıp, bunları insan toplamaları için akdenize gönderiyorlar. Gemiler de çalışanlar bu yardım kuruluşlarının elemanları. Öyle tanıtıldığı gibi kendi paralarıyla yola çıkanlar değil! Afrika’lı vatandaş bu gemilerin denizde kendilerini beklediğini bilerek, yollara düşüyor. İnsan taciri kişi başına beşbin euro veya daha fazlasını cebe atıyor. İnsanlar botlara bindirilip, bir kaç mil sonra gemilere teslim ediliyor. Hatta GPS sayesin de tacirler gemilerin bulundukları yere gelmelerini sağlıyorlar. İnsanlar sığınmacı ismi altında almanya’ya getiriliyorlar. Hemen maddi imkanlarının sonsuz olduğu bu memlekette çarklar dönmeğe başlıyor ve devlet, bu insanların giysisinden tutun da, hastanesini, doktorunu, suyunu, elektriğini, evini, alışverişini, katolik ve protestan kiliselerinin kuruluşları olan Diakonie ve Caritas’a veriyor.
Güncel olarak, Almanya’ya getirilen bir sığınmacının devlete bir aylık maliyetinin 1200 avro civarında olduğu gözönüne alındığın da, neden alman gemilerinin akdeniz de bütün itirazlara, tehlikelere, ölümlere rağmen, denizden insan toplamakta inat ettikleri kolayca anlaşılır. Önceki hafta gemicilere 50 bin euro yardım yapan piskopos’un amacı da! Kiliselerin o büyük kazancı yanında elli bin euro’cuk nedir ki? Bir gemi 100 kişi toplasa, 100 çarpı 1200 eşittir 120 bin euro! Kiliseler de para toplayan papazlar, rahibler de aynı ruh hali içinde olmalılar! Her köyde bir kilise var. Bilhassa pazar günleri papaz veya rahip vatandaşlara dünyayı iyilerin yaşatacağından, yardımdan, sevgiden dem veriyor! Zavallı insanlar da, dönen çarktan bihaber çok iyi niyetlerle yardımlarını yapıyor. Papazlarda topladıklarını gemiciler kulübüne yatırıyor!
Almanya’da ki bu çark memleketini terk etmeyi akıllarına getirmeyenlerin bile kelimenin tam anlamıyla ağızlarının suyunu akıtıyor! Önceki hafta topal ördek Merkel’in bütün çapalarına rağmen, 28 üyeden sadece dokuz tanesi ekonomik istilacı alabiliyor olacaklarını yarım yamalak açıklar gibi yaptılar! Macaristan ve Polonya gibi iki büyük birlik üyesi, ne pahasına olursa olsun, kesinlikle sığınmacı kabul etmediklerini, papaz kızı Angela Merkel hanıma bir kere daha tekrarladılar. Merkel’ın lügatında hata yaptığını kabullenmek olmadığından, insanların gözünü boyamak için, memleketin her tarafını dolduran istilacıları diğer ülkelere dağıtabilmenin yollarını arıyormuş gibi yapıyor. Almanya’nın bu tarafını, eğitimini aldığı, düzeninde yetiştiği, diğer tarafı, yani komünist doğu almanya ile karıştırmaktan bir türlü kurtulamadı. Hem insanlar hiç çalışmadan, parmaklarını bile oynatmadan hayatlarını garanti almışken, hatta emeklilikleri bile sağlam kazığa bağlanmışken, niye Almanya dışında başka bir ülkeye gitsinler, gitmeye razı olsunlar?
Vardığımız yer: Almanya’da normal ücretle 45 yıl gece gündüz, üç dört vardiya çalışıp, emekli olmanın, bu memlekete gelip, hiç çalışmadan sosyal kasadan yaşayarak emekliliği kazanmanın arasında bir fark kalmadı. Hiç çalışmadan, giderlerin azlığından para biriktirme şansınız bile var! Bugünkü tehlike: Çalışmamak taraftar bulur, almanın en büyük özelliklerinden birisi olan, çalışma disiplini bozulur. Emeklilerinin aylığının büyük bir bölümünü vergi gelirlerinden karşılayan bir memleket, hiç çalışmayanların oluşturacağı emekliler ordusunun maddi yükünü çekemez!
Federal sistemle yönetilen Almanya’da kiliselerin temeli ortaçağlara kadar uzanan büyük yetkileri ve maddi gücleri var. Kıyı devletlerinin baskısıyla Akdeniz de ki ticari insan toplamaları durdurulsa bile, (bir an önce yapılmalı çünkü, gemiler azaldıkça avrupaya geçmek için denize çıkanlar da, denizde ölümler de azalıyor.) kiliseler Merkel hanımın öncülüğün de hayata geçirilen, sınırdan içeri adımını atmış olana, bu memlekette doğmuş olanlara tanınan bütün hakların tanınmasını öngören sığınmacı ve göçmen paktını, sahip oldukları avukatlar ordusuyla hemen uygulamaya sokar!

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
New post (%TITLE%) has been published on %SITENAME%