giresun üniversitesi Giresun University kerasus giresun gazete giresungazete giresun gazete giresun gazete net Giresun ışık Giresun Işık Gazete Gazete Işık gazetecilik giresun yerel haberler giresunhaber Giresun haber giresun yerel haberler giresun yerel gazete giresunsondakika giresun sondakika kazaolay sondakika giresun giresun belediyesi çotanak yeşilbeyaz giresunspor fotoğraf fotoğrafçılık piraziz bulancak dereli keşap espiye yağlıdere şebinkarahisar tirebolu alucra espiye bulancak camoluk şebinkarahisar tirebolu alucra espiye bulancak keşap
DOLAR
7,8203
EURO
9,4454
ALTIN
456,61
BIST
1.334
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Giresun
Hafif Sağanak
14°C
Giresun
14°C
Hafif Sağanak
Perşembe Parçalı Bulutlu
16°C
Cuma Parçalı Bulutlu
17°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
17°C
Pazar Parçalı Bulutlu
15°C

Hüseyin OZBEK

Kastamonu doğumlu. Çorum Öğretmen Okulu sonrası Erzurum Kazım Karabekir Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünde öğrenim gördü. Edebiyat öğretmenliği yaptı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. 2002-2004 arası İstanbul Barosu Baro Meclisi ve İnsan Hakları Merkezi yürütme kurullarında bulundu. 2004-2006, 2006-2008, 2008-2010, 2010-2012, 2012-2014 dönemleri İstanbul Barosu Yönetim Kurulunda Genel Sekreterlik görevini yürüttü. Roman, öykü çalışmalarını sürdürmektedir. Deneme ve eleştiri türünde yayınlanmış kitapları vardır. ÇEKÜL -Çevre ve Kültürel Değerleri Koruma Vakfı- Yüksek Danışma Kurulu Üyesi, TÜRKEV -Türkiye Tarihi Evleri Koruma Derneği üyesi, 68’liler Birliği Vakfı Danışma Kurulu üyesidir. Evli ve 2 çocuk babasıdır. Serbest avukat olarak çalışmaktadır.

Cumhuriyet stratejik tercihtir

30.10.2020
0
A+
A-

Av.Hüseyin Özbek
Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı

29 Ekim 1923, stratejik bir tercihin simgesel tarihidir. Kurtuluştan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Üniter yapının, ulus devletin esas alınması tarihin diyalektiğinin dayattığı bir zorunluluktu. Hasta adamın başına gelenlerin gelecekte tekrar yaşanmaması için, ekonomisiyle, bürokrasisiyle, yargısıyla, ordusuyla, eğitim kurumlarıyla  milli bir devlet inşa edilecekti.

29 Ekim 1923, çağdaşlığı ve çağdaş kurumları esas alan bir devlet mimarisinin ilk adımıydı. Bu simgesel ilk adımı, hilafetin kaldırılması, hukuki düzenlemeler, yargı kurumsallığı, kuvvetler ayrılığına evrilecek parlamenter sistem, laikliğin anayasal metin haline getirilmesi ve diğerleri izleyecektir.

Batı, Kurtuluş Savaşı zaferinin yarattığı özgüvenin dışında, sanayisi olmayan, ekonomisi zayıf, tarımsal üretimi iç pazara anca yeten, savaş yorgunu Türklerin kısa zamanda pes edeceği beklentisi içindedir. Türkler, bir süre sonra borç için kapılarını çalacak, hasta adam Osmanlının kaderini bir kez daha yaşayacaklardır!

Batı emperyalizminin beklentisi gerçekleşmeyecek, Türkiye Cumhuriyeti, ekonomik ve siyasi bir mucize örneği olarak mazlum milletlere yol gösterecektir. Batının beklentisini boşa çıkmasının ana nedeni, Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasi mimarisinde yatmaktadır.  Bu nedenle İslam dünyasının kurumsal ve düşünsel olarak ortaçağ karanlığından kurtulabilmesinin tek yolu Türkiye’nin kuruluş denkleminde aranmalıdır.

Aradan geçen 97 yılda dünyada ve ülkemizde yaşananlar, Türkiye’nin kuruluş mimarisinin isabeti olarak değerlendirilmelidir. Çağdaş uygarlıkla, bilimle, demokrasiyle çatışmayan, hukuk meşruiyeti temelinde bir devlet kurumsallığı, sorunlu coğrafyada var olabilmenin ön koşulu olarak kabul edilmelidir.

29 Ekim 1923 kuruluş mimarisine itirazı olan ama ( o dönem ) engelleyecek gücü bulunmayan bir anlayış, bir akım her zaman var olageldi. Modern dünyada iddia sahibi bir model yerine, bilim ve gerçeklik dışı bir ortaçağ  fantezisinin uygulanması halinde devlet krizinin çok ötesine geçecek bir yıkım kaçınılmazdır. Söylem olarak kaldığında bilinç bulandırmaktan öte anlamı olmayan bu anlayışın devlete hakim olması durumunda yol açacağı sorunların, önümüze koyacağı faturanın boyutları gerçekten ürkütücüdür.

Cumhuriyet karşıtlarınca geliştirilen, Türkiye’nin hilafeti kaldırmasıyla İslam dünyasındaki itibarını ve öncülüğünü kaybettiği söyleminin bilimselliği ve gerçekliği olmayan bir kahvehane tevatürü olduğunun kanıtı son dönemde yaşananlardır.

Türkiye, kuruluş felsefesinden sapmalar gösterdikçe, reel politikte hiçbir karşılığı olmayan İslam dünyasının liderliği iddiasıyla adımlar attıkça, yöneldiği coğrafyada itibar ve güven kaybetmekte ve yalnızlaşmaktadır.

Türkiye, başlangıcı ve bitimi belirsiz, yıkımı korkunç, postmodern 3. Dünya Savaşının dışında kalmak istiyorsa, kurucu iradenin belirlediği yol haritasına sıkı sıkıya sarılmak zorundadır. Türkiye, Atatürk başta olmak üzere kurucu babaların çizdiği rotadan sapılması halinde, kaos coğrafyası Ortadoğu’nun türbülansında parçalanmaya doğru sürükleneceğini görmelidir.

Türkiye, demir taramış, dümeni kilitlenmiş, açığa sürüklenen pusulasız bir gemi olarak resmedilmenin sonraki adımlarını düşünmelidir.  Türkiye,  devlet aklı ve devlet kurumsallığı yerine, bireysel heves ve gündelik davranışlarla yönetilen tipik bir Ortadoğu devleti görüntüsü vermekten kaçınmalıdır.

Türkiye, dünyada ve bölgesinde varlığını ve iddiasını sürdürebilmesinin, komşularıyla ulusal çıkarlarından ödün vermeden barış içinde yaşayabilmesinin tek yolunun kuruluş değerlerinde olduğunu yeniden hatırlamalıdır.

Türkiye, bireysel hevesten çok öte bir devlet aklının stratejik tercihi olan Cumhuriyet’le var olabileceğinin sorumluluğu ve bilincini daima diri tutmak zorundadır.

Yazarın Diğer Yazıları
REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.