giresun üniversitesi Giresun University kerasus giresun gazete giresungazete giresun gazete giresun gazete net Giresun ışık Giresun Işık Gazete Gazete Işık gazetecilik giresun yerel haberler giresunhaber Giresun haber giresun yerel haberler giresun yerel gazete giresunsondakika giresun sondakika kazaolay sondakika giresun giresun belediyesi çotanak yeşilbeyaz giresunspor fotoğraf fotoğrafçılık piraziz bulancak dereli keşap espiye yağlıdere şebinkarahisar tirebolu alucra espiye bulancak camoluk şebinkarahisar tirebolu alucra espiye bulancak keşap
DOLAR
7,5345
EURO
8,9835
ALTIN
411,42
BIST
1.542
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Giresun
Yağışlı
8°C
Giresun
8°C
Yağışlı
Pazartesi Yağışlı
9°C
Salı Parçalı Bulutlu
11°C
Çarşamba Yağışlı
13°C
Perşembe Yağışlı
10°C

ÇOCUKLAR VE ŞİDDET SARMALI

27.01.2019
0
A+
A-

Çocuk, özenle beslenmek ister. Onun için yaşamak adına aldığı gıdayla, yaşamak adına aldığı eğitimin farkı yoktur.

Temiz gıda, sağlıklı yaşamaya, kötülerden arındırılmış davranışlar da sağlıklı beyin ve insan olmaya götürür.

“Ne olur iyi insan olmazsa? Tuttuğunu koparan, aslanın ağzındakini alan biri olsun, nasıl olursa olsun” diyemeyiz.

Millî Eğitim Bakanlığının; Öğretmenlerin yetiştirilmesinden başlayan, öğretmenlerin son yıllarda ellerinden adeta koparılarak alınan itibarlarını iadesine kadar giden bir takım görevleri var. Kaçınılmaz görevler bunlar.

Yalnız değişmeyen ve asla değişmeyecek olan ana-baba eğitimi var ki yine Millî Eğitim tarafından taviz verilmeden, başlatılıp, sürdürülmesi elzem bir proje ile sağlıklı nesiller yetiştirme yolunda adımlar atılmalı olduğu kanaatindeyim.

Denizli’ de bir lisede sokağa taşan grup kavgası, bir başka ilde öğretmene meydan dayağı, başka bir ilde okul müdürünün öğretmeni taciz durumu, bir öğrencinin başka bir öğrenciye şiddeti v.s. hususlar gündemdeki yerini korurken, bunların azalabilecek, münferit gençlik kavgaları olduğunu değerlendirmek ya da bir cahillik meselesi deyip geçiştirmenin mümkün olmadığı aşama çoktan gelmiş ve aşılmıştır.

Yıllar evvelinden yazıp yayımladığımız yazılarda bir şiddet sarmalından bahsetmiş, bu sarmalın gelecekteki tehlikesinin olası vahametini açıklamaya çalışmıştım. Buna göre, Okul müdürünün; müdür yardımcısı, öğretmen, öğrenci, okul çalışanı ve veli üzerinde baskı unsuru olduğunu, yapılan disiplin işlemlerinin büyük bölümünde işlenen konular arasında bu hususun yer aldığını yazmış, eğitim kurumlarında farklı şiddet eylemleri potansiyeline işaret etmiştim.

Müdür yardımcısının; öğretmen, öğrenci, okul çalışanı ve veli üzerinde,

Öğretmenin; öğrenci, okul çalışanı ve veli üzerinde, ağırlıklı olarak şiddeti yakın durduklarını yazmış yine yapılan tahkikatlarda bu hususların dikkat çekici olduğunu anlatmaya çalışmıştım.

Dahası var tabi…

Dahası; okul çalışanının, öğrencinin, velinin de ters istikamette aynı oranda şiddet eğilimi içinde olduklarını anlatmaya gayret etmiş, önemli olan “Çocuğun çocuğa şiddeti” durumuna dikkat çekmiştim.

Böylesine önemli bir sarmalı, Millî Eğitim Bakanlığının değerli uzmanlarının gerçekten sorun görüp, kalıcı çözümler için insan kaynağına yönelmediklerini de sorgulamıştım.

Hakikaten okullarımızda yetiştiremediğimiz ve öğretmenine sinirlenip, evden av tüfeği getirerek cinayet işlemeye eğilimli gençlere ne verdiğimiz önemlidir.

Ne veriyoruz?

Hiçbir şey tabi ki…

Hiçbir şey vermeyince bu oluyor. Hiçbir şey denilen yokluk, yaratılışı itibariyle; bencil olan insan varlığını kontrol edilemeyen bir ego içinde, vurduğu yerden ses getiren, tuttuğunu kopartan, kişiliksiz, ezen, ezmekten zevk alan canavara dönüştürüyor.

İlkokul düzeyinde çocukların davranışları ele alınırsa; öğretmen, veli kontrolünün sıkı ve düzenli olduğu bir dönem olarak kavranabilir. İşte o sıkı ve düzenli kontrol çocuklarda bir oto mekanizmayı devreye sokuyor. İlkokul sonrası öğrencilerin gelişim özelliklerinin de ağırlıklı olarak kendilerini zorlaması, velilerin de “Artık büyüdüler, dik kafalılık yapıyorlar, hiç değilse bize karşı gelmesinler” diye onların üzerindeki kontrol mekanizmasını kaldırıyorlar.

Halimiz, gündemimiz belli.

Yaşantımız, sosyal ve ekonomik yapımız da öyle.

Her insan çocuğunda kendini görebilmeli.

Her çocuğun davranışlarının kendisindeki davranışlar olduğunu bilmeli. Bundan yüksünmeden, sıyrılmaya ve istenmedik davranışları silip atmaya çalışmalı.

Genel bir çerçeve çizmeye çalıştığımız yazımız, üçüncü bölümüyle ve velilerin neler yapmaları halinde çocuklar bozulmadan, insanca yaşayabilirler? Neler yapılırsa şiddetten korunabilirler? Nasıl yetiştirmeliyiz? Veli olarak nelere dikkat etmeliyiz ki çocuğumuz şiddet sarmalı içinde yer almasın? Gibi soruların cevap bulduğu açıklamalarla devam edecek.

Kısaca; bir sonraki yazı velilere yönelik olacak.

Çocuklarımızı geleceğe hazırlamak, onları tehlikelerden korumak birinci vazifemiz olarak karşımızda duruyor.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.