giresun üniversitesi Giresun University kerasus giresun gazete giresungazete giresun gazete giresun gazete net Giresun ışık Giresun Işık Gazete Gazete Işık gazetecilik giresun yerel haberler giresunhaber Giresun haber giresun yerel haberler giresun yerel gazete giresunsondakika giresun sondakika kazaolay sondakika giresun giresun belediyesi çotanak yeşilbeyaz giresunspor fotoğraf fotoğrafçılık piraziz bulancak dereli keşap espiye yağlıdere şebinkarahisar tirebolu alucra espiye bulancak camoluk şebinkarahisar tirebolu alucra espiye bulancak keşap
DOLAR
9,2620
EURO
10,7921
ALTIN
526,44
BIST
1.410
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Giresun
Parçalı Bulutlu
23°C
Giresun
23°C
Parçalı Bulutlu
Pazar Gök Gürültülü
20°C
Pazartesi Kuvvetli Sağanak
18°C
Salı Sağanak Yağışlı
17°C
Çarşamba Sağanak Yağışlı
15°C

Çınar ÇETİNKAYA

1952 yılında Tirebolu Çarşı Mahallesinde dünyaya gelmiştir. İlkokulu Sakarya İlkokulunda bitirdikten sonra Orta 1’i Tirebolu Ortaokulunda öğrenim görmüştür. Ailesinin 1964 yılında göç ettiği İstanbul’da Orta Okulu Karagümrük Orta Okulunda (Ahmet Rasim O.O), liseyi Fatih, Pertevniyal Lisesinde bitirmiştir. 1972 yılında girdiği İDMMA Vatan Mühendislik Yüksek Okulu Elektrik Bölümünü (şimdiki Yıldız Üniversitesi) öğrenci olayları nedeniyle ancak 1978 yılında tamamlayabilmiştir. Mezuniyet tarihi itibarıyla kendi kurduğu firmalarla elektrik taahhüt sektöründe bilfiil serbest çalışmıştır. 1970 yılından itibaren Halkoyunları konusunda oyunculuk, eğitmenlik, araştırmacılık ve yöneticilik yapmış ve Bakırköy Halkevi ile yurtiçi ve Yurtdışında birçok festivallere katılmıştır. 1975 ayrıldığı BHE den sonra K.Çekmeçe’de kurucusu olduğu HOYMER’de (Halk Oyunları Merkezi) çalışmalarına devam etmiştir. Halen BEFAD’ da (Bakırköy Ezgi Folklor Araştırma Derneği) Nostalji Halk Oyunları gurubunda çalışmalarına oyuncu olarak devam etmektedir. Tirebolu ile ilgili faaliyetleri arasında TİRDEF (Tirebolu Dernekleri Federasyonu) Kurucu Başkanlığı, Tirebolu İletişim Fakültesi Yaptırma Komitesi Başkan Yardımcılığı ve GİSFED (Giresun Sivil Dernekler Federasyonu) Tirebolu Demiryolu Yaptırma Komisyonu Başkanlığı görevleri vardır. Birçok dergi ve web sitelerinde siyasi konular ve Tirebolu ile ilgili konular üzerine makaleler yazmaktadır. En büyük hobisi de Doğa Fotoğrafçılığı yapmaktır. Bu konuda Türkiye den çok zengin bir fotoğraf arşivine sahiptir. Evli olup, Elektrik-Elektronik Mühendisi olan Bahar ve İşletmeci olan H. Bahadır adlarında 2 çocuğu vardır.

Ali Baba ve Kırk Haramiler

19.09.2021
0
A+
A-

Ali Baba, karısı ve çocukları, İstanbul, Anadolu yakasında, mütevazı bir evde fakir bir aile olarak yaşamaktadır.

Ali Baba, arkadaşı ve komşusu Recep ile birlikte zengin olmanın çareleri üzerine yollar ararken, akıllarına mahallenin erenlerinden Fethullah Hoca’ya gidip bu konuda değerli görüşlerinin ne olduğunu öğrenmek gelir.

Kalkıp Fethullah hocanın makamına çıkarlar, el etek öperler, dertlerini anlatırlar, kısa yoldan zengin olmak istediklerini söylerler.

Fethullah Hoca onlara “zengin olmanın iki türlü yolu vardır” der.

“Birinci yol; zenginlik Allah tarafından verilecek bir nasip işi olduğundan, doğru yoldan ayrılmaz, inançlı ve sabırlı olursanız, harama el uzatmazsanız, ilah-i takdir, Allah sizi görür, mükâfatlandırır”

Bu birinci yola Ali Baba gülümser, komşusu Recep sert bir bakış atar.

Recebin sert bakışları üzerine Fethullah Hoca ikinci yolu izah eder..

“İkinci yol; kısa zamanda zengin olmak isterseniz sizleri Amerikalı bir üfürükçüye gönderirim, bu iyi üfürükçü sizleri iyice üfler, sonra kısa yoldan zengin olursunuz. Ama bu yolun büyük bir bedeli vardır. Büyücünün istekleri hiç bitmez sizi hep üfürmek ister”

Ali Baba kendisi için birinci yolun daha hayırlı olacağını, doğru yoldan ayrılmayacağını söyler ama arkadaşı açgözlü Recep kendini ortaya atar.

“Ben kısa yoldan zengin olmak için üfürülmeye hazırım.”

İki komşu arkadaşın yolları burada ayrılır..

Recep, yanına aldığı Abdullah isimli arkadaşıyla birlikte üfürülmek için Fethullah Hoca’nın kapısını tekrar çalar.

Fethullah hoca, bu iki kişinin ellerinden tutar, birlikte Amerikalı büyücünün evine gider ve onları büyücünün kucağına atar,

“Bunlar akıllı gençler, iyice bir üfür ve tepe tepe kullan!”

Üfürülen Recep ve Abdullah’ın nasipleri (!) birden açılır. Önce yaşadıkları mahalleyi değiştirirler lüks semtlere taşınırlar..

 

Gel zaman git zaman, Ali Baba, inançlı olduğundan, harama el uzatmaz ama işleri hep ters gider, sürünür, aç kalır, çok bunalır gene de Allah’a isyan etmez, haline şükreder!

Harama ve hırsızlığa doymayan Recep’te “ Demek ki ben Allah’ın sevgili kuluyum ki nasiplerim, rızkım gökten yağmur gibi başıma yağıyor, çok şükür Allah’ıma” der, yaptığı icraatlar la çok çok zenginleşir, devasa servet sahibi olur.

 

Artık Recep, oluşturduğu haramilerle bir çete oluşturmuş, bu çetenin başına geçerek, “Allah, din, iman” nidalarıyla halkın gırtlağını sıkmaktadır.

Onun doymaz bilmeyen ve “hep bana rabbena” düşüncesiyle hareket etmesi, Amerikalı büyücünün dostları Fethullah Hoca ve Abdullah’ı rahatsız eder. Birlikte kazanılan servetlerden kendilerine pay çıkmaması üzerine Recebi dövmek için köşeye kıstırmaya çalışırlar ama artık iyice güçlenen Recep, bu iki kişiyi hallaç pamuğu gibi atarak bir kenara silkeler.

Artık devasa servet edinme yolunda tek başınadır.

 

Bu arada, fakir Ali Baba, dağdaki ormanlardan kestiği odunları satarak nasibini beklemeye devam eder.

 

Ali Baba bir gün, ormandan kestiği odunlar sırtında evine dönerken yolda çok yorulur. Bir ağacın gölgesinde dinlenirken tatlı bir uykuya dalar ve rüya görmeye başlar.

Rüyasında kendisini, Amerika’da Michigan eyaleti Berrin Springs’te ki St. Joseph Nehri kenarında bulunan yaklaşık 328 dönümlük arazideki büyük bir malikânenin önünde bulur.

Şaşkınlıkla nerede olduğunu anlamaya çalışırken uzaktan birçok otomobillerin tozu dumana katarak geldiğini görür. Korkudan bir ağaca çıkarak saklanır. Önünden gecen arabaları sayar.

40 adet süper lüks arabalar malikânenin önünde durur.

Ali Baba, arabalardan inenlere bakar, eski arkadaşı Recep, peşinde kızları, oğulları, torunları, yardımcıları, yardakçıları, silahlı adamları..

Ali Baba bu arabaların ve malikânenin, dehşetleriyle ün almış Recebin eşkıya çetesi olan KIRK Haramilere ait olduğu hemen anlar.

Kırk Haramiler malikanenin dev kapısı önünde durur.. Çete başı Recep “Açıl Susam açıl” dediğinde kapı açılır ve haramiler içeri girer. Kısa bir süre sonra haramiler malikâneden çıkarlar. Çete başı kapıya “Kapan Susam kapan” dediğinde kapı kapanır. Kırk haramiler gene tozu dumana katarak uzaklaşır.

Ali Baba bütün olanları görür. Sihirli sözleri söyleyerek kapıyı açar ve malikâneye girer. Malikânenin bodrum katında devasa büyük bir hazine vardır. Ali Baba şaşkınlıktan küçük dilini yutar.

Hazinenin bir kısmını heybesine doldursa bile bir ömür boyu rahat yaşayacak duruma gelir ama gene de Ali baba, haram paraya el uzatmanın haram olacağı düşüncesiyle sessizce Malikâneden ayrılır.

Yolda tepesi atar, hiç yapmadığı veya yapmayı aklına bile getirmediği Allah’a isyan eder.

“Allah’ım hayatta hiç suç işlemedim, kötü niyetli olmadım, harama el uzatmadım, her daim elimden geldiğince hep iyiliksever oldum ama ben karda, yağmurda ekmek parası için tepelerde odun elde edip ekmek parasını kazanmaya çalışırken bu hırsız, gözleri doymayan din tacirlerine neden bu kadar zenginlik veriyorsun?”

Ali Baba, gür bir sesle irkilir.

“Senin bana iyi bir kul olduğunu anlamak için seni sınıyorum Böyle devam edersen yerin cennetlik. Onun yeri öbür dünyada cehennem azabı

Ali baba, isyanın dozunu yükseltiyor.

“Başlarım öbür dünyaya, cennete cehenneme. Benim hayatımı cehenneme, onunkini cennete çevirmişsin, tanımıyorum artık seni”

Bir anda beyni uyuşuyor, kendine geliyor, yaşadıklarının rüya olduğunu anlıyor, çok rahatlıyor, kalkıp, iki rekât şükür namazı kılıp, Allah’tan kendisini affetmesini dileyip, odunları tekrar sırtlayıp, evine doğru mutlu bir şekilde yol alıyor.

Ali Baba hep sürünüyor, ilahi takdirden gelecek mükafatın zamanını beklerken yoksulluk içinde haline şükrederek ölüyor.

Recep ise kendisinin Allah’ın sevgili bir kulu olduğunu halka inandırarak haram parayla servetlerine servet katmaya devam ediyor.

 

Bende derim ki: Helal yollarla kazanılmayan zenginlik sahibine hayır getirmez, saadeti getiren ruh zenginliğidir.”

 

Hadi canım mı dediniz?

Bekleyip göreceğiz.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.