$ DOLAR → Alış: 5,46 / Satış: 5,48
€ EURO → Alış: 6,20 / Satış: 6,22

BAKAN BAKANA

İbrahim BOZKURT
İbrahim BOZKURT
  • 22.10.2018
  • 195 kez okundu

Bakan bakana…

Ne demek, bakan bakana?

Demek o ki, Millî Eğitim Bakanlığına bakan bakana.

2002 yılından günümüze, aktif görevli olmama rağmen, kaç bakan geçtiğini bir çırpıda saymam mümkün değil.

Garip olan çok bakanın gelmiş, geçmiş olması değil tabi. Gariplik, aynı iktidar dönemindeki bakanların tamamının ayrı telden çalıp, ayrı makamda okumasıdır.

Tam 6 Bakan gelip geçti felekten. Un elerken deve geçti elekten. Tam 6 Sayın Bakanımız, eğitimcilerin gözünde sükût-u hayal oldular.

Tüm bakanların performansları üzerinde söyleme gerek yok. Sadece Millî Eğitime bir ivme kazandıramadıklarını yazmak yeter sanıyorum. Öyle ki Sayın Ömer Dinçer teşkilat yapısını içinden çıkılmaz hale getirirken, kuşkusuz iyi yaptığını düşünüyordu ama olmadı. Büyük zarar verdi. Sayın Nabi Avcı, garip bir şekilde babacan dede rolünde tüm yıkılmalara yol verdi. Artık bakanlık, biri tarafından düzeltilsin denildiği sırada yine Millî Eğitim ile ilgisiz bir zat-ı muhterem gelip, ayakta kalan değerleri alt üst etti.

Sonuç…

Sonuç ortada, bu gün bakan gözler “Bakan” olmadan da anlayabiliyor durumun vahametini.

Derken…

Cumhurbaşkanlığı kabinesinde yer alan, yeni bakanımız gelip, görevine başladı. Doğrusu pek hareketli, hararetli ve sevinçli karşılandı bu durum.

Sayın Bakanımız Ziya Selçuk beyefendi, heyecan yaratacak bir kişilikti. Öncelikle eğitimin içinden biriydi. Merhum Avni Akyol’ dan sonra eğitimle iç içe olan bir bilim adamı iş başına gelmişti. Dahası, onun söylemleri herkesin kulaklarında daha tazeydi. Tüm söylemleri etkili, olması gereken sözlerdi.

İlk yüz gün icraatı açıklandı.

Şimdi ikinci yüz günlük icraatın açıklanmasına az kaldı.

Çeşitli platformlarda arkadaşlarımın ki tamamına yakını eğitimci olan insanlardır. Hatta bu hususta söz sahibi insanlar ki herkes; iyi niyet, hoşgörü, beklenti, güven gibi duygularla yazıp çizdiler. Birçok yazı okudum, satırların altlarını çizdiğim de oldu. Notlar aldım.  Kafamdaki deli sorular;

Sadece arkadaşlarımın sistem içindeki rolleri ne olacak, etkili hale getirilecek mi, Sayın Bakan bu Kısıma bakacak mı, bilim açısından ihtiyaç duyulan güzide insanların sistem içinde etkilerinin önünü açacak mı?

Kim mi bu insanlar?

Yıllarca isimleriyle oynanıp, itibarları yavaşça yok edilen, en son “Maarif Müfettişi” denilerek, kanunun görüşülmesi esnasında okunan şiirle birlikte fantastik biçimde isimlendirilen unvanın sahipleri arkadaşlarım.

Şimdi…

Bakalım Sayın Bakanımız bakacak mı?

Bakıp görecek mi?

Sistemi kurtarma adına, yapılabilecek en iyi hareketlerden biri olan, Müfettişlerin itibarlarını iade etme ve sistemde onlardan en iyi şekilde yararlanabilme başarısını gösterebilecek mi?

Şahsen, arkadaşlarımın düşünceleriyle aynen bekliyorum. Emekliyim artık. 37 yıl 4 ay hizmet verdiğim bir bakanlığın, başarısının bu ülkenin başarısı olacağını, bunun da “Gelecek” demek olduğunu bilen bir sade Vatandaş olarak bekliyorum. Beklentim sadece torunlarımın yaşayacağı ülkenin geleceğidir. Devletin bekasıdır. Sınırları içinde yaşayan her canlının mutlu olacağı müreffeh bir ülke sevdasıdır.

Bu minvalde, Sayın Bakanıma da seslenmek istiyorum: Size güveniliyor. Size güveniyorlar. Dedikleri olmazsa o koltuğu bırakır da diyorlar. Bırakmayın, “EĞİTİMLİ İNSAN YETİŞTİRMEK” için bir hedef koyup, başarın lütfen. Alanında kariyer sahibi her insanın emeklerinden yararlanın. O insanlar kenarda beklerken, alanında hiçbir etkisi olamayacakların sefa sürdükleri koltukları yok edin. “DUNNİNG-KRUGER” sendromu yaşayan bir ülkenin tüm değerleri de kariyer sahibi insanları da eriyip giderler.

Sayın Bakanım; bakan olmayacağınızı biliyorum. “Bakan” olduğunuzdan da şüphem yok. Bir eğitimci olarak, bakmayın Bakan olarak bakıp görün. Taşıyın bu ülkenin eğitimini LÜTFEN!

Bu çığlığı duyun, değer verin.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ